Biblio etiketi ile yaftalanmış yazılar

Son Barbar Görsel Şiir

Genetiği Değiştirilmiş iir

O meşum ya da kutlu sona doğru erişiyoruz. Kabus dolu geçen bunca yıldan sonra, Türkiye'de Görsel Şiir'in ilk adımlarını serimleyebileceğimiz kitap ya da derleme ya da toplama ortaya çıkmak üzere. Kendi adıma zaten bugüne kadar (yani 2003 yılından bu yana geçen zamanda) resim-yazı-şiir konusunda oldukça fazla metin ortaya çıkarmış durumdayım. Bunların zamanla eskiyen, işe yaramayan taraflarını kesip atıyorum. Geriye kalan ise, anlamlı bir bütün oluşturabilecek midir, bunu zamanla göreceğiz.

İletim, İletişim Ve Diğer Ağların Yol Açtığı Zihinsel Diaspora

A badman poet stork

Video, interaktif ekran, mültimedya, İnternet, Sanal Gerçeklik. Dört bir yandan interaktif süreçler tarafından kuşatılmış bulunuyoruz. Birbirinden farklı şeyler birbirine karıştı. Hiçbir yerde artık mesafe bilinci diye bir şey yok. Cinsiyetler, karşıt kutuplar, sahne ve salon, oyuncular, özne ve nesne, gerçek ve ikizi arasındaki mesafe ortadan kalktı.

Birbirine karışan terimler, birbirlerine toslayan kutuplar değer yargılarını dümdüz ettiler. Artık ne sanat, ne ahlâk ne de politika alanında değer yargılarından söz edilemez.

TEKNİĞİN OLANAKLARIYLA YENİDEN ÜRETİLEBİLDİĞİ ÇAĞDA SANAT YAPITI

Walter Benjamin

Güzel sanatlarımızın kuruluşu ile çeşitli tiplerinin saptanışı, bizimkisinden çok değişik bir zamana ve nesnelerle koşullar üzerindeki güçleri bizimkisiyle karşılaştırıldığında neredeyse yok denecek kadar az olan insanlara kadar geriye uzanır.

pencereden dışarı bakma geleneği

huzur1

[w:Monokl]’un düzenli olarak yaptığı söyleşilerin bu akşamki konuğu [w:Zeynep Sayın]’dı. Hemen hemen 2 saate yakın süren dersin – bence bir sanat tarihi dersi gibiydi çünkü – konusu “Türk Sanatında Görsel Bilinçaltı”ydı. Toplam süreç içerisinde görünüşte şiirden üç dört yerde söz edildi. [w:Haiku], [w:Gottfried Benn] filan gibi…

D grubu

Fikret Adil 1933 yılı Eylülünde Cihangir’deki Yavuz apartmanının beşinci katında ressam Zeki Faik İzer’in evinde beş ressam ve bir heykeltraşın toplanarak bir sanat topluluğu oluşturduklarından ve adını “D” Grubu koyduklarından bahseder. Zeki Faik İzer’den başka Nurullah Berk, Elif Naci, Cemal Tollu, Abidin Dino ve heykeltraş Zühtü Müridoğlu’ndan oluşan gruba “D” Grubu isminin verilmesinin nedeni Osmanlı Ressamlar Cemiyeti, Sanayii Nefise Birliği ve Müstakil Ressam ve Heykeltraşlar Birliği’nden sonra kurulan 4.birlik olması nedeniyle alfabenin 4.harfi olan D harfini isim olarak seçmesidir.

SEÇKİNLİĞİN O REZİL KADERİ

Arthur Schopenhauer, cins bir kafa olduğunu herhalde kendisine kafa tutan başka bir cins kafaya, Friedrich Nietzsche, sebep olması ile ispat etmiştir. Kötümserlik ile Metafiziği birleştirince, ortaya Humanizma bozgunundan geriye bırakılanla hesaplaşmak kalmıştı. Schopenhauer için Aşk, türün devamı için oynanan pis bir oyundur örneğin.. Say Yayınları'ndan çıkan kitaptan, tadımlık..

KIYMETİNİN TAKDİRİNİN VASATLARIN İNSAFINA KALMIŞ OLMASI: SEÇKİNLİĞİN KADERİ Arthur Schopenhauer, Çev. Ahmet Aydoğan (Güzelin Metafiziği, Say Yayınları, 2010)

Gerçeklik karşısında yazar

Poem "Latrine" by Günter Eich - written on used toilet paper. A soldier at the latrine trench. poem against glorifying war Eich`s Gedicht "Latrine" auf benutztes Klopapier geschrieben. Gedicht gegen Verherrlichung von Krieg Hölderlin reimt sich auf Urin

Günter Eich (1956)

"Burada öne sürdüğüm görüşler, gerçekliğin ne olduğunu bilmemizi şart koşar. Bunu bilmediğimi kendi adıma söyleyebilirim. Bizim buraya, Vezeley'e gelmemiz, hatta bu salon, bu yeşil masa örtüsü, kısaca bütün bunlar bence çok tuhaf hatta gerçek de sayılamaz. Görmediğimiz renklerin bulunduğunu, işitmediğimiz seslerin olduğunu biliyoruz. Duyularımız kuşku dolu. Zihnimizin de kuşku yumağı olduğunu unutmamalıyız.

KENDİNE YABANCILAŞMIŞ TİN: KÜLTÜR

[w:HEGEL] [w:Tinin Görüngübilimi]’nden

484. Törel Töz karşıtlığı kendi yalın bilinci içinde kapalı olarak ve bu bilinci kendi özü ile dolaysız bir birlik içinde saklamıştı. Öyleyse öz dolaysızca ona yönelmiş olan ve töresi o olan bilinç için yalın varlık belirliliğini taşır; bilinç ne kendisini bu dışlayıcı 'kendi' olarak görmekte, ne de töz ondan dışlanmış bir dışvarlık imlemini taşımaktadır; ve bilincin onunla ancak kendi kendisine yabancılaşma yoluyla birleşmesi ve aynı zamanda tözü üretmesi gerekecektir.