Maurice Blanchot, 2 Dünya SavaşI sonrası Avrupa edebiyatının özgün, gizemli, derin figürü. Romanları ve anlatılarıyla sınırlandırılıp bakıldıgında bile onu konumlamak kolay olmuyor: Beckett, Klossowski, Robbe-Grillet arasında kayan, bir tür ele geçirilemeyen bir nokta.
Bu yönünü Türkiye’de yeni yeni keşfediyoruz: Dilimize kazandırılan “Karanlık Thomas” ile. Bizi burada ilgilendiren, daha çok öteki Blanchot: Önümüze örnegi pek bulunmayan bir yazın düşünürünü getiren denemeci, eleştirmen, okur.