Biz Sezai Karakoç'a Sezai Kısırkoç derdik.

Yeniyazı Dergisi, Ece Ayhan'ın arkadaşı olan ve şimdilerde büyükelçilik yapan Ülkü Başsoy'un bir yazısını yayımlamış. Ece Ayhan'ın hiç yayımlanmamış bir mektubunu da dosyaya koyan dergide bakalım Ülkü Başsoy neler demiş:

"Fakültede oldukça sık düzenlediğimiz şiir akşamlarında, (Ece Ayhan bunların hiçbirinde şiir okumamıştır) tutkulandığı, kendisi gibi küçük yapılı, sessiz ve utangaç, konuşurken yüzü kızaran sevgili Küçük Muazzez (bir de iri yarısı olduğundan ona Küçük Muazzez diyorduk.

İçinden cumhurbaşkanı geçen belgesel ya da "Gün Doğmadan" neler doğar

Biraz fazla taze bir mim olacak ama, bu akşam Sezai Karakoç hakkında yapılan "Gün Doğmadan-Sezai Karakoç" adlı belgesel filmi izledim. Gala gecesi... Davetli filan da değildim davetiyem de yoktu ama gidip bakayım dedim.. Tabii ki Sezai Karakoç gelmedi. Ama Tarım Bakanı, iç işleri bakanı ve milletvekilleri oradaydılar. Her biri kendine göre konuştu. Yapımcı "Cine 5 Medya Grubu" olunca, ben dedim herhalde bu protokolün sebebi budur. (...)

Kıraç'tan öğrendiklerimiz..

20. Mart 2016 - 12:19 - serkan ışın

Einstein, belki de gelmiş geçmiş hayal gücü en yüksek insanlardan biriydi; ama Kıraç’a göre insana dil çıkaran bu âlimin hayal gücü, o kadar yüksek değil, ona göre hayal gücü fazla olan insanlar, gerçek sanatçılar (bu gerçek sanatçılardan biri de kendisi herhalde). Kıraç, Milliyet Cadde’ye verdiği röportajda şöyle diyor:

“Gerçek sanatçıların hepsi Einstein’dan daha zekidir! Çok önemlidirler, kafasını (kafalarını olacak herhalde) daha iyi kullanırlar. Hayal güçleri Einstein’dan daha fazladır. Bunu ya müzikle, resimle ya da şiirle ifade ederler.”

"Bulunduğu ortama göre mi konuşuyor "

20. Mart 2016 - 12:19 - serkan ışın

Baki Asiltürk, Türk Edebiyatı Vakfı'nda "Modern Türk Şiiri" başlıklı bir etkinlikte konuşmacı olmuş... İzlenimler Tarkan Öz'ün..

(...) Asiltürk’ten şunları duyunca bir defa daha şaşırdım: “Sezai Karakoç’un II. Yeni hakkındaki kısa yazısında geçen kadın bakışına şiirleriyle dahi İlhan Berk ulaşamamıştır.” (bazı kelimeleri aynen yakalayamamış olabilirim, fakat sözün özü böyleydi) (...)

Kafakoparanus

Sen de elindeki o teorinle sap gibi kalırsın. Anlamadıkları tek şey şu, şiir sorununu aşmanın tek yolu iyi şiir yazmaktır. Moda tabirle şiire bir açılım olacaksa, en iyi yolu iyi şiir yazmaktır. Eliot'ın şiir üzerine yazdıklarını düşünün, Çorak Ülke'yi yazmasa dikkate alınır mıydı? Necatigil'in düzyazıları, şiirleri yanında bir cilt olarak durmasaydı benim umurumda olur muydu? Karacaoğlan da şiir üzerine düşünmüştür, Fuzuli de, Nabi de.. Ama mesele, neyi ne kadar yazdığımız ve başarabildiğimiz.

Milli İstikameti Tertip Edecek Şiir

Özbahçe şiiri, Türkçenin itibarını şiir yoluyla kazanacağımız konusunda önemli bir örnek. Konuşma diliyle yazmanın zorluklarını, göğüslemiş, ustalıklı bir yapısı var şiirinin. Özellikle “Düşmanlık”la başlayıp “Kral”la sonuçlanan bir ana mecradan bahsedebiliriz. Ana mecra diyoruz çünkü konuşma dilinin imkanlarına doğrudan yaslanırken estetiği zarar görmemiş zorlu bir şiirden bahsediyoruz. Sadece bu da değil elbet onun şiirini bir ana mecra kılan.

Sayfalar