arthur schnitzler/ çev: kâmuran şipal

bir kişinin içindeki olayları o kişinin algılarına yönelik çağrışımsal tepkilerini dile getirebilmek için iç monologu anlatım aracı olarak kullanan ilk yazar oldu. ilk kez 1900 de leutnant gustl'da bu tekniği kulandı. pek çok öykü ve roman yazdı. görünüş ve gerçek, rastlantı ve zorunluluk, kadın cinselliğinin baskılanması, sevgi, ölüm, içgüdü vb. yapıtlarında belirlreyici motifleri oluşturdu.

Şair ve grafik sanatlar ama..

Ama diyorum çünkü Yasakmeyve'nin yer aldığı hanın, 2. katında Sait Maden'in bürosu vardı (hala var mı bilmiyorum) ve ben kendisinin grafik sanatlarla ilişkisini öğrendiğim andan itibaren kafamda bunların bir arada kullanılabildiği ve görsel şiir diye tanımlanan "tür" hakkında fikirlerini merak etmiştim. Ne yazık ki hazırladığım soruları bir mektup haline getirip, kendisine versem de, bir türlü cevap alamadıydım.

Sait Maden ile ilgili YKY bir sergi hazırlamış.

80 şiiri büyük kent şiiridir

80 şiiri büyük kent şiiridir. Ne köy ne de köy kökenli şairlerin yazdığı bir şiir. Tam bir metropol şiiridir. “ Ben kompleksleri olmayan, anne takıntısı yaşamayan, adil, nazik , vizyonları geniş erkekleri seviyorum. Şiirin ne olduğuna gelince bana göre şiir dünya dışıdır. Tarık ve ben onu biraz dünyalaştırmak istedik. Daha doğrusu unutulan yüksek değerleri anımsatmak diri tutmak, bilinçleri yükseğe çekmek, şiirle sağlanan bir güzelliğe davet etmek istedik.

şiir yayımlama politikası ya da bayram şekeri niyetine

aslında hiç böyle bir niyetim yoktu... Başka bir şeye bakarken m.mungan'ın sitesinde denk geldim dergilerde bölümüne. Kimi dergilerde dikkatimi çekmişti mungan'ın çoklu-şiir yayımlama politikası ama böyle bir total görüntü ummamıştım doğrusu... Rakamlar ilgimi çekti...

Eylül-ekim 2006 – mühür – 3 şiir Eylül 2006 – gösteri – 6 şiir Kasım-aralık 2006 – sözcükler – 5 şiir Mart-nisan 2007 – sözcükler – 7 şiir Bahar 2007 – 3 nokta – 2 şiir Mart 2007 – gösteri – 7 şiir Eylül-ekim 2007 – sözcükler – 8 şiir

Muhafazakar kesimin, sol kesimin ürettiği birikime merakı daha fazla

İlber Ortaylı: “Edebiyatta artık sağ-sol işlemez.”Beşir Ayvazoğlu: “Türkiye’de şuurlu okuyucu az.”Elif Şafak: “Hikayeler hepimizin ortak malı.”Hasan Bülent Kahraman: “Yakınlaşma edebiyat üzerinden gelişiyorsa sevinmek gerekir.”Metin Celal: “İslami çevrelerde okuma oranı arttı.”

Size en klişe halimle, halimden bahsedeyim..

Deniz Seki, hapisten çıktı. Sanki cepheden dönmüş gibi bir de basın açıklaması yaptı birkaç saat önce. Sadece uyuşturucu kullanmak değil, satmak ya da satmak için bulundurmak gibi bir suçtan da hapse girdiydi. Uzun bir süre kaldı ve nedense sonra da çıktı (ayrıntısından bize ne?). Ama yine de öyle aman aman bir değişim, dönüşüm geçirmemiş. Çünkü basın toplantısı sırasında şunları demiş;

"Uyuşturucuyu ne kadar süre kullandınız?

Kalaşnikof: Şair olmak istiyordum

Önceki gün 90'ıncı doğum gününü kutlayan Kalaşnikof silahlarının yaratıcısı Mihail Kalaşnikof, gençliğinde şair olmak istediğini söyledi. 6 şiir kitabı bulunan Kalaşnikof, 'Gençliğimde şiir yazdım ve insanlar şair olacağımı düşündü ama olmadım. Farklı yoldan gittim. Çok kötü şiirler yazılıyor' dedi.

...

Kalaşnikof, dün Kremlin'de 90. doğum yıl dönümü nedeniyle düzenlenen toplantıda da kendi yazdığı bir şiiri okudu.

Claude Levi-Strauss

Yapısalcılığın ve modern [w:antrolopoloji]nin babası olarak tanınan [w:Claude Levi-Strauss] 100 yaşında hayata veda etti.

trrrrum trrrrum trrrrum! trak tiki tak!

Kinetik heykel sanatçılarından Arthur Ganson'u izlediğimde, yaptıklarının önce dadaizmle, fluxusla, kavramsal sanatla ilişkilendirilebileceğini düşündüm, daha sonra bunların asıl olarak onun benliği ile ilgili olduğuna karar verdim.