YÜZYIL II (2001)
Gecenin kapatamadığı
Yüzler ve sorunlar vardır
Bunlar katranın mânâsını
Kurutacak kadar siyah yüzlerdir
Her gece aynalıyorum kendimi
Siyahın spektrumdaki yerini
Formüller, inmeler, dikitler
Arasında x ya da y eksenine
Bilgiççe sırlıyorum
“Bir tek kişi ihanet edilemezdir
o ki kendinden başka günahı yoksa”
Cümlenin kuruluşundaki aksaklık
Dilin dönmediği bazı fiil aralarında
Ve noktalama işaretlerinin kaba saba
Duruşları olduğu gibi intihar mektuplarından
Araklamadır bu şiirde, çünkü yüzyıl
Cehennemin herhangi bir kesitinden
Reenkarne bir modern filmdir.
Bu yüzden kurgusu sahipsiz çocuklar gibi
Salınımsız yalnızlıkların çiçek açtığı
Toplama kamplarına benzer.
Hiç toplama kampı görmeyen bizler
Cesedin anlamını bir türlü kavrayamayan
Roman kahramanlarına benzeriz
Bereket ki reklam filmlerinde ve panolarında
İçerdikleri hammaddelerden bahsedilmez:
Yoksa tüm edebiyat tarihine
İnancımız yiterdi.
Z eksenine inadına adım basmaya çalışıyorum geceleri
Gece nasıl bir toplama kampıdır ki, işkencecinin
İnsafına göre ayarlanmıştır tüm referans sistemi:
Toplama kamplarında çarpmak ya da bölmek yasaktır
Çünkü şiddet aritmetik arttığında insanlık suçu olmaktan çıkar
Bu yüzden aşık olduğumuzda ölürüz
Yüzyıla bakarken göreceklerimi bir kağıda işledim
Bu çizimler ve eksenler, gözyaşları, ölümler
Kalemin işlevini zorlayan aşırı özlerdi. Tabloyu
İlk çizdiği anda onun sahte olduğunu anlayan tüm ressamlar
Gibi ben de köşeme çekildim ve yüzyılın yüzünde
Çağın tüm vebalarının haritasını çıkarıp, eşkal
Tanımlayabilecek bir sözcük türetmeye çalıştım
Sözlüklerden. Bu kelime önce birçok kelimelerden
Oluşmuş birleşik bir kelimeydi. Anlamı bulanıktı,
Ve bir çok dildeydi, sansarımsı güleçlikte, bataklık
Anlamına da gelebilecek sahte uyduruk bir kelime işte
Dedim kendime. Kelimeleri ayırdım. Dört büyük
Anlamlı kelime çıkardım ortaya. Sonra not aldığım kağıdı ufak bir beze
Sardım ve muskasını yaptım modernlerin. Birinci kelime
Telefondur.
Onsuz bir adam tasavvur edildiğinde
Cennet yeryüzüne inecektir.
İkinci kelime Xerox’tur.
Üçüncü kelime kent.
Dördünce kelime ise
Kadındır.
Böyle alındığında dört boyutlu bir matris
Elde edilecektir. Ve dört boyutlu bir başka
Bir matrisin içinde yer alacaktır. Bu matrisin
Öğelerini dillendirmeye ne yazık ki dilim yetmez
Çünkü korkunun boyutu arttıkça
Tarih büzüşür ve kalkan işlevini yitirir
Tüm dinler ve ahlak üzerinde
Çözülme de buradan başlayacaktır
Önce korkunun korkusu içleri saracaktır
Ve adı bilinmeyen tüm korkuların karekökü
Uyarınca artması gibi hacmi aşacaktır.
Ölümün birçoğumuz tarafından görülememesi
Bu aşırı hacim büyüklüğündendir.
Yoksa onu görebilenlerimiz dillerini
Hareket ettirebilecek kadar alan bulabilselerdi
“güzel” diyeceklerdi. Güzel hep ölümün yerine
konması gereken bir fiildir.
03.06.2001 03:25
