Çığlık

Birincil sekmeler

Gün yeni ağarıyordu eski sokakların keşmekeşine

aç bir kedinin gözleri gibi sarıydı şafak

ve karanlığı parça parça yırtarak

şaşkınlık dolu gözlerime yazgısı dönük buruk anılar parladı

yüzüme hüzün yanıklarıyla karmaşık çizgiler bırakarak.

Yine hüzünle dinledim ıssızlığı iç geçirerek

kuşluk vaktine değin

odanın donuk yalnızlığı içinde.

O küçük rüzgârda ilkyazın kokusuyla dalgalanan ıssızlık

çiçek açtı birden eğrelti

çığlık çığlık ışığa karışırken bir gece kuşunun sesinde

her şafakta bir anım ölür eski sokakların keşmekeşinde

aç bir kedinin gözleri gibi sararırken şafak.

Dağlar yine duman altında kalacak ve yoğun sefalet olacak çamların gölgesinde

vadilere kayarken ıssızlık ayaklarımın altından

amber renkli yeni şafaklarda.

Bilir misin yosundan kanatları vardır ölümün

öyle sıkı sarar ki seni havada tek bir kırlangıç gölgesi kalmayana dek

çığlık çığlığa ağlatarak

bu şafakta canlansın diye anılarım eski sokakların keşmekeşinde

aç bir kedinin gözleri gibi sararırken şafak.

Yıkayacağım sözlerimi çime düşen çiyle

dilimi tuzlu yağmurlarla yakıp susacağım yeni şafağa dek

gün dönene kadar kuklacı bulutlarla.

Enver levent Batur
Oy