Kafakoparanus

Sen de elindeki o teorinle sap gibi kalırsın. Anlamadıkları tek şey şu, şiir sorununu aşmanın tek yolu iyi şiir yazmaktır. Moda tabirle şiire bir açılım olacaksa, en iyi yolu iyi şiir yazmaktır. Eliot'ın şiir üzerine yazdıklarını düşünün, Çorak Ülke'yi yazmasa dikkate alınır mıydı? Necatigil'in düzyazıları, şiirleri yanında bir cilt olarak durmasaydı benim umurumda olur muydu? Karacaoğlan da şiir üzerine düşünmüştür, Fuzuli de, Nabi de.. Ama mesele, neyi ne kadar yazdığımız ve başarabildiğimiz.

Felsefik

Yaşama sanatının deneyimlerini kamunun da yararlanması için sunacak kadar da cömerttir Hülya Avşar; işte bu yüzden bir kitap yazmaya başlamıştı geçen yıl. Ancak, anlaşıldığına göre pre-test okumalarından hayli şikâyetçi. Yakınları anlamıyormuş kitabını: Habertürk’teki programında şikâyet etmiş: “Kitap biraz felsefik oldu. Okuyan üç kişiden ikisi anlamıyor,” demiş. Biraz fazla derin konulara girdiğini itiraf eden Hülyamız Avşar; kitapta kendisiyle ilgili duygusal tecrübelerini de anlattığını belirterek: “Ben okuduğumda hop gidiyor...

Edebiyatımızın 2000lerle imtihanı

6. Nisan 2009 - 11:27 - blair_witch_2

Radikal Kitap'ta 2000'lerle ilgili bir dosya gibi bir şey yapılmış. Ahmet Oktay, Enis Batur, Metin Celal, Cem Erciyes cevap vermiş. Detayı ile okursunuz tabi ama benim dikkatimi çeken roman ve öykünün, şiirin önüne geçtiği konusundaki söylemin herkes tarafından kabul edilmesi. Elbette böyle olacaktır çünkü bu ülke edebiyatından biri Nobel aldı, roman yazarak. Bu da Batı'ya soğuk tarafımızı belirledi: Şiir. Zaten öyle bir kanımız da var. Şiir çevrilemiyor diye.

"Garip" Önsözü

Şiir, yani söz söyleme san'atı, geçmiş asırlar içinde bir çok değişikliklere uğramış; en sonunda da, bugünkü noktaya gelmiş. Bu noktadaki şiirin doğru dürüst konuşmadan bir hayli farklı olduğunu kabul etmek lâzım. Yani şiir bugünkü haliyle, tabiî ve alelade konuşmaya nazaran bir ayrılık göstermekte, nisbî bir garabet arzetmektedir. Fakat işin hoş tarafı, bu şiirin bir çok hamleler neticesinde kendini kabul ettirmiş, bir an'ane kurmak suretiyle de mezkûr acaipliği ortadan kaldırmış olması.

Şair ve grafik sanatlar ama..

Ama diyorum çünkü Yasakmeyve'nin yer aldığı hanın, 2. katında Sait Maden'in bürosu vardı (hala var mı bilmiyorum) ve ben kendisinin grafik sanatlarla ilişkisini öğrendiğim andan itibaren kafamda bunların bir arada kullanılabildiği ve görsel şiir diye tanımlanan "tür" hakkında fikirlerini merak etmiştim. Ne yazık ki hazırladığım soruları bir mektup haline getirip, kendisine versem de, bir türlü cevap alamadıydım.

Sait Maden ile ilgili YKY bir sergi hazırlamış.