Geçen aylarda Jessica Smith blogunda "Şiirde Kadınlar" başlıklı bir yazı yayınladı. Smith Foursquare isimli bir yazın dergisi çıkarıyor, derginin özelliklerinden biri sadece kadınların işlerini kabul ediyor oluşu.
Bu kısa blog yazısında, okuyanların en çok dikkatini çeken ifade belki de, yazıya, günümüzde yazmakta olan büyük şairlerin çoğunun kadın olduğunu belirterek başlaması. Bunu, kadınların söyleyecek yeni şeyleri olması ile temellendirmeye çalışırken, gelmiş geçmiş en iyi şair olmayabilirsiniz ama sesinizi yükseltin çağrısıyla devam ettiriyor.
Yaşadığı ülkenin kültürel ortamında, temel eğitimden başlayarak, kadınlara susması öğretilirken, erkeklerin bir şekilde sesinizi yükseltmesi için yüreklendirildiğinden bahsediyor ve bunun da şiirde yansımaları olduğunu yazıyor. Bu yansımanın bazen erkek şairlerin şiirlerini dergilere gönderirken fazla cesur olmalarıyla, bazen de kadın şairlerin şiirlerini öğrenilmiş sessizlikten (bu tuhaf öğrenilmiş çaresizlikten evirme ifade kesinlikle smith'e değil, tarafıma aittir) geri çekmeleriyle gerçekleştiği yazılı.
Smith'in yazısı üzerine de yazılar yazıldı, aslında bunlar daha çok sorulardan oluşuyordu. Bu sorulardan bazıları da Smith'in cümlelerinin sadece soru cümlesine çevrilmiş haliydi. Bu şekilde sorulmamışlardan bir ikisini kendime de sordum. Belli dergilerin cinsiyet eşitsizliği oraya (şiir, yazı) gönderme konusunda cesaretinizi kırıyor mu? Bu sorudaki eşitsizlikte sayısal bağlamda bir eşitsizlikten mi bahsediyor, tam anlayamadım. Editörün cinsiyeti o dergiye şiirlerinizi, yazılarını gönderme kararınızı etkiliyor mu? Bu sorunun cevabınıysa Türkiye'de vermek zor, çünkü şu anda şiir dergilerinde kadın editör var mı, diye düşündüğümde kadın dosya editörleri dışında hiç dergi editörü kadın aklıma gelmedi.
Poetikhars.com'a hoşgeldiniz! Türkiye'de sadece Şiir konusunda hizmet veren sitemizden ücretsiz üye olarak verimli bir şekilde faydalanabilirsiniz. İlk kez ziyaret ediyorsanız ve konu ile ilgili daha fazla bilgilenecek zamanınız varsa, lütfen şu bölüme göz atınız. Eğer görsel şiir örnekleri ve buna kadar yaptığımız işleri görmek istiyorsanız, Camera Obscura adını verdiğimiz arşiv bölümü ilginizi çekebilir. Ayrıca bugüne kadar işlerin büyük bir çoğunluğunu topladığımız arşiv Zinhar.post ziyaret edilebilir. Eğer sadece izlemek değil, aynı zamanda katılmak da istiyorsanız, siz de blog yazarımız olabilirsiniz.
Bu site Türkiye'de görsel şiir ve modern edebiyata ayrılmış tek sitedir. 2004 yılında kurulan Zinhar dergisinin bir devamı niteliğindedir. Siteye üye olarak siz de katkıda bulunabilir, yorumları izleyebilir, yorum yapabilir, dergilerde ya da etrafta cevabını bulamadığınız modern şiir, teknoloji, web ve edebiyat, görsellik vb. gibi konularda yazarak, paylaşabilirsiniz. Siteye üyelik ücretsizdir.
Hertz ile ilgili daha fazla bilgi için tıklayın
Açıkçası bu konuda biraz
Açıkçası bu konuda biraz farklı düşünüyorum. Birincisi kadın editörler var. Az sayıdalar, kimi iyi, yaratıcı, kimi daha az iyi vs. Ama var yani bir hiç yokluktan söz edemeyiz. Ana sorun kadın, erkek editör sayısı ya da oranı değil aslında. Biz de mevcut editörlük sistemi de her yönden tartışmaya açık, sınırları belirsiz vs.
İkincisi de bu konu bundan 25-30 yıl önce durduğu yerde durmuyor. Şiir açısından da öyle. Ben bir “kalemi elinden alınma” hali görmüyorum. Yazan olarak orantısızlık da çok matematiksel bir şey. Erkek yazar sayısı çok, kadın yazar sayısı az. Hani ortada dergilere alınmayan ya da önü kesilen bir kadın şair/yazar güruhu yok. Eskiden de yokmuş aslında yazan kadınlar için ama işler biraz daha farklı ilerliyormuş. Daha gerilerde Cumhuriyetin ilk yıllarında filan bu işler sahiden sıkıntılıymış, kendi adlarını kullanamayacakları kadar yani ki hemen hemen herkes bilir bunları da zaten.
“Sesinizi yükseltin” çağrısının ilk durağı da “Kendine Ait Bir Oda”dan beri baş tacımız zaten, doğru… Benim zaman zaman katıldığım şair kadınlar konulu konuşmalarda söylediğim şey şu oluyor genellikle.. Önce ağlamayı bırakalım, o kadar eşitsiz koşullar altında değiliz. İsteyen dergi çıkarabilir, isteyen istediği dergiye yazı şiir gönderebilir… Sırf kadın olduğu için bir “reddedilme” durumu, her çağda “feodal” bir kafa nasıl işliyorsa o kadardır diye düşünüyorum. Ve de bu, sürekli sadece kadınlar tarafından konuşulduğunda da “bizim meselemiz” gibi duruyor. Bu “bizim meselemiz” değil. Daha doğrusu bizim meselemiz “cinsiyetimiz” olmamalı. Dediğim gibi, bir şeylere gözlerimi kapatıyor ya da sosyal alanda, evde, işte vs. ya da haklar konusunda birtakım eşitsizlikler olduğunu kabul etmiyor değilim ama bugün, yaşadığımız yıllarda yazan kadınlar için durumun vahim olduğunu düşünmüyorum. Özellikle 90 sonrası hem şiirde hem öyküde ve romanda azımsanmayacak kadar kadın yazıyor, dergilerde yer alıyor. Bu doğru bir ivme, gecikmiş bir ivme, hak edilmiş bir ivme… Zamanla daha da farklı olacaktır. Ama önce kadınların da şu “ezilenlerin psikolojisi”nden bir kurtulmaları lazım. Asıl atlatılması zor olan buymuş gibi görünüyor bana.
" Editörün cinsiyeti o
" Editörün cinsiyeti o dergiye şiirlerinizi, yazılarını gönderme kararınızı etkiliyor mu? Bu sorunun cevabınıysa Türkiye'de vermek zor, çünkü şu anda şiir dergilerinde kadın editör var mı, diye düşündüğümde kadın dosya editörleri dışında hiç dergi editörü kadın aklıma gelmedi." kadın editörler de olsa egemen zihniyet değişmedikçe o dergilerde biz yine -erkek, kadın şair sayısında- aynı oranlarla karşılaşırdık.