Geçen yıl "Postmodern mitolojinin kütüphaneleri olarak süpermarketler" başlığıyla bir yazı yayınlanmış. (...) Yazının girişinde, marketlerde 30 dakikalık bir yolculukta tüketicilerin 11.000 paketten haberdar oldukları yazılı (herhalde büyük şehirlerden bahsediyor, 11.000 hiç az bir sayı değil çünkü) ve dahası özellikle yiyecek paketlerinin "ikonik antropomorfik karakterlerin mito-poetik öykülerini" içerdiğini söylüyor, "ikonik antropomorfik karakterlerden" kastı paketlerin üzerindeki markalara özgü karakterler, hoş onları tek boyutlu modern karakterler olarak da tanımlıyor. (...) Yazı aslında nitel bir araştırmaya dayanıyor, soruşturmada farklı kişilere paketler gösterilerek, bu paketlerle ilgili çağrışımlardan yola çıkarak, karakterleri öykülemeleri istenmiş. Bu öykülemeler biraz Rorschach testine dönse de, bastırdıklarını yansıtabildikleri bir alan olduğu görülmüş paketlerin.. Kaliforniyalı olmayan bir kişi, ürünün Kaliforniya kökenli olmasına önem veriyor, çağdaş bir pediatri uzmanı görünen müşteri geleneksellikle ilgili talepleri üzerinden paketlerdeki karakterleri okuyor. (...) Alışveriş merkezi deliliğini düşününce, paketlerle tüketiciler arasında böyle bir ilişki mi kuruluyor, diye düşündüm. Ürün paketleri bu bağlamda Rauschenberg'in belirttiği yaşamla sanat arasındaki boşluktaki gerilimi taşımak adına işlerde kullanılabilir mi diye de aklıma gelmedi değil. (...)

Yorumlar

serkan_isin kullanıcısının resmi

serkan_isin demiş:

denen şeyi icat etmiş bir milletin evlatları olarak, sosyoloji ilminde sınıfta kalmaklığın yüzünden, konunun özüne vakıf olabilecek durumda değilsin, ey türk/osmanlı milleti! aramızdan bir kişi bugüne kadar -benim rastladığım- bu konulara kafa yormuş. Kapalıçarşı'dan AVM'denen herzeye, olayı "tüketici davranışı" üzerinden değerlendirmiş. Tabi har'ın bahsettiği gibi "mikro" bir okuma yapmak için, bizim denyo akademisyenlerimizin öncelikle alışverişmerkezlerine girmeleri gerekiyor, şairlerimiz girmiyor çünkü.