İçindekiler

Küçük Baş Yayıncılık

(aka Small Press ya da Vanity Press ya da Self-Published / Kendi-Yayını kitap)

(Olası) Anlamı

Kitabî anlamı ile yıllık baskı ve kitap sayıları ile belli bir sınırı aşmayan yayınevlerine verilen isim 1). Her ne kadar bu sayılar değişken olsa da, ülkemiz için bakıldığında küçükbaş yayıncılık şiir ya da öykü, sadece belli miktarlarda değil, belli türlerde yayın yapan yayınevleri için kullanılabilir. O zaman Küçük Baş Yayıncılık'tan anlayabileceğimiz şey, onun büyük dağıtım ağları, büyük kitapçılar ya da yüksek baskı (kopya) sayıları ile ilgili olmadığıdır 2). Dilimizde pek karşılığı olmayan birkaç kavram ile birlikte anlaşılabilecek küçükbaş yayıncılık -örneğin print-on-demand vb.- dolaylı yoldan kurulan okur-yazar-kitap ilişkisini, direk olarak kurmaya ve seri üretim, endüstriyel ve ticari yayıncılık alanının dışında kalmaya özen gösteren bir yayıncılık anlamına gelir, gelmektedir, gelebilir, gelmiştir.

Küçükbaş yayıncılık (ya da küçük baş yayıncılık) “kendi-yayını” (self-published) kitap kavramı ile oldukça yakın sayılır. Kendi-yayını olarak kitap, yazarın, üretim sürecine dahil olmadığı, parasını kendisinin verdiği, kurumsallıktan çoğu kez yoksun bir yayınlama türüdür. Bir yayınevine, kitabın baskı maliyetini karşılayarak verilen kitaplar, yazarı, yine yazar olarak konumlar, üretimin hiç bir yerinde -istisnalar hariç olsa da- yazdığı şey ile üretilen kitap arasında, doğrudan bir ilişki yoktur. Denilebilir ki, mecra önemli değildir. Konvansiyonel olan devam eder. Örneğin kendi-yayını şiir kitapları, kendi-yayını romanlar, çoğu kez şiir ya da roman türünün sınırları içinde kalmakta ve çeşitli yayın imkansızlıkları yüzünden bir yayınevinin desteği olmadan yayınlanmaktadırlar. Bununla birlikte, özellikle Şiir Kitapları konu olduğunda, şiir tarihi, kendi-yayını-kitaplar ile doludur. Zamanının yayın-ağları içinde değer ve imkan bulamayan birçok öncü şiir kitabı, okurun önüne bile ulaşamayacak şekilde, çok sınırlı sayılarda, şairinin kendi çabası ile bastığı ve dağıttığı kitaplar olmuştur da 3). Bu açıdan bakıldığında şiir yayınının konvansiyonel anlamda yayıncılığın ana-akım çizgisinde kendine pek yer bulamadığını, çoğunlukla yeni gelen şairin çoğu kez bu mecraları kullanmak istemediğini de görüyoruz.

Sınaî Yayıncılıktan Farkı

KBY (küçük baş yayıncılık) ile sınai (endüstriyel, ticari) yayıncılık arasındaki farklar aşağıdaki tabloda özetlenmeye çalışılmıştır.

Sınayi Yayıncılık KBY
Kitle (sözde/ideal okur, şiir kamusu) yönelimli Okur yönelimli (çoğu kez tek bir okur)
Yazar, yazmak dışında yayın sürecine katılmaz Yazar, yayın sürecinin son aşamasına kadar oradadır
Yazar, tanıtım sürecinde bir meta olmayı göze alır Yazar, tanıtım sürecinin aşamalarını kendisine rağmen yerine getirir
Endüstriyel Yayıncılık kuralları geçerlidirKişisel yayın süreçleri geçerlidir
Süreç sonunda kitap, kitleye fırlatılır.Süreç içinde kitap oluş halindedir, sürecin sonu asla yoktur.
Kitabın okurlara ulaşması, ancak okurların kitap dışındaki başka yayınlar tarafından tanıtılması, dağıtım sürecinin sağlıklı geçmesi ile mümkün olmaktadır. Yazar, bu süreçlerden habersizdir.Okur ile yazarın tanışıklığı “orada” başlar. Kitap, bir mübadele aracı olmaktan çıkmış, “okur-için” haline gelmeye başlamıştır.
Seri üretimin belirleyici ve baskıcı hiyeraşileri tekrarlanmazKitaplar tek tek üretileceği için yazar, her aşamada kitabı yeniden düzenleyebilir.
Metin, mutlaktır.Metin muğlaktır ve oluş halindedir.
Kâr, zarar odaklı başlar.Maliyet hesabı bile yazar tarafından karşılanabilir ya da okur, yazara kitabın üretiminden kendisine gelişine kadar bazı aşamalarda yardımcı olabilir.
Yeni baskılar yapılabilir, bu baskılar çoğu kez geliştirilemez.Yeni baskı, asla yeni bir kopya değildir, geliştirilmiş, güncellenmiş, metin/yazar ilişkisi yaşayan bir hale gelmiştir. Okur da çoğu kez sürece katılabilir. (Bkz. Mail-art)
Kitabın basımı için yazar adına uzun bir bekleme süresi olabilir.Genellikle kitabın yayınlanacağı tarihi yazar belirler.
Kitaplar genellikle zincir kitapevlerinde ve süpermarketlerde bulunur.Kitaplar genellikle zincir kitapevlerinde ve süpermarketlerde bulunmaz.
Okur tarafından yazara ulaşmak zordur.Genellikle yazar ulaşım bilgilerini kitaba yazar.
Konvansiyonel anlamda editörlük yapılır.Editörlüğün içeriği değişmiş ya da editörlük ortadan kalkmıştır.
Kitap tasarımları alışılageldik yöntemlerle yapılır.Kitap tasarımları, özellikle de kapakları, konvansiyonel yöntemlerden daha farklı tasarlanır.
Kitabın en azından yayıncısı tarafından kabul görmesi gerekir.Kitabın kimse tarafından kabul görmesine, onay mekanizmalarından geçirilmesine gerek yoktur.
Kitaplar için hizmet karşılığı para temelli yarışmacı bir sistemin koşullarında yayın kararı alınır.Kitabın yayınlanılması kararında “piyasa koşulları” rol oynamaz.
Son ürün kitaptır.Kitap, son ürün değildir.

Sınai Yayıncılığa karşı Kitap olarak KYB

Tarihsel süreçte, küçük baş yayıncılıkla sinaî yayıncılığın belki en önemli farkı küçük baş yayıncılığın yeni ortaya çıkan, ezoterik ya da avangart şairlerin şiirlerini de yayınlanabilir kılması olmuştur, böylece şiiri dinamik ve gelişen bir mecra haline getiren çağdaş edebiyatın değişen yüzünün ve sürekli olarak tekrar tanımlanan estetik hükümlerin gün yüzüne çıkmasını sağlanmıştır. Küçük baş yayıncılığın bir diğer tarihsel önemi de, Kitap üzerinde oluşturulan kutsal halenin sadece bir ilüzyon olduğunu ortaya çıkarması ve hep halının altına süpürülen finansal ilişkilere dair mekanizmalara vurgu yapmasıdır. Küçük baş yayıncılıkla ilgili düzenlenen forumlarda “Kitap ne yapar?” sorusundan hareketle, kitabın “yayıncı tarafından temsil edilen belirli bir topluluk tarafından yazara bahşedilen bir kabul” olduğu söylenerek, kitabın yayıncının kültürel ya da ekonomik olarak biçtiği değeri temsil ettiği önermeleri tartışılagelmiştir, çünkü bir kitabın yayınlanması demek bir anlamda yayıncının zaman, enerji ve finansal kaynak harcaması demektir. Anaakıma dair pazarda, yayıncılar bu harcamadan bir geri dönüş bekler. Oysa, şiirde bu şekilde bir ekonomik mekanizma genellikle işleyemez. 4) 5) 6)

Endüstriyel yayıncılık ile Şiir arasındaki ilişki, Şiir tarihinin, aslında hiç bir zaman bir çoğaltım ve dağıtım aracı olarak “yayın mecrasını” düzgün kullanamasından da kaynaklanmaktadır. Bu ikili birbirini 16. yüzyıldan itibaren tanımış, fakat pek sevmemişlerdir. 21. yüzyılın aşırı gelişmiş yayın anlayışı, tüm katmanları ile şiir / yayıncılığını çok da içinde barındırmamıştır. Ülkemizde, 2010 yılına ilişkin istatistikler incelendiğinde, Cumhuriyet'in Batılı anlamda yayın faaliyetleri ile kurduğu ilişkinin geldiği noktada, sadece şiir yayıncılığını kenarda tuttuğunu görülmektedir 7). Türkiye özelinde düşünüldüğünde, zaten çok geride kalmış yayıncılık sektörünün, bu tür galaktik bir büyüme sırasında, şiir gibi gayet minör bir türü barındırmaması, modern şiirin ve şairin, tümel yerine tekille ilişkisine uygun düşse de (iyi şiir az satar, az görünür, değeri sonra anlaşılır klişesi), talep edilen ilginin bir türlü gelmemesi, şairin, duruş problemlerine işaret etmektedir de. Şiir, nerededir sorusu, burada apayrı bir soru olarak karşımızda çıkar.

Sözlü Kültür / Yazılı Kültür / Basılı Kültür

Bu ayrımlar açısından bakıldığında, Küçük Baş Yayıncılık, iki katmanda şiirin gelişimini besleyecek özelliklere sahiptir. Öncelikle çoğu modern şairin iddia etmeye çalıştığı şekilde Şiir = Kelam / Logos ilişkisi için mecra yaratımında (örneğin ses için kayıt cihazları, daha kısıtlı alanda üretilip, dağıtılabilecek örneğin pikap, kaset, cd kayıtları gibi) etkili olacaktır. Modern zamanlarda, kitabın, büyük bir taşıyıcı olarak kabul edilmiş yeri, şiir gibi birinci derecede sadece kadîm anlamları ile otantikliğini koruyan bir türün, lehine olmuş değildir.

20. yüzyılın başında, modern sanatın mecra ile girdiği ilişki, şiir için imkan olarak 1950'lerden sonra -belki de Soğuk Savaşların, Ulus-Devletleri kapattığı 100 yıllık hapis hayatından sonra yerelden-küresele gelişmeye yeltenmesi ile- görülebilir olmuştur. Günümüz şairi için şiirin başlangıç şartları ve kayıt altına alınması bir problem değildir. “İlk Dize” mitolojisi bir yana, aslında şairin, son halini verip yayınlamaya karar verdiği bir şiirin, nasıl bittiği ya da sona erdiği ya da erdirildiği pek açık değildir. İki uç arasında salınan şiir üretimin doğası -bir uç olarak doğaçlama ile rüyada konuşma, diğer uçta, hazır-yapıt (ready-made) mantığına üretilmiş buluntu şiir- kendiliğinden olan ile kayıt altında sabitlenmiş olarak Söz'ün fazlarına indirgenmesi bir yanda gereklilik gibi görünürken, bir yanda, şairin, orada ne iş yaptığı gibi bir soruyu da ortaya çıkarması ilginçtir.

Sözlü Kültür'den Yazılı Kültür'e Kitap

(bu bölüm yardım bekliyor)

Yazılı Kültür'de Kitap

(bu bölüm yardım bekliyor)

Masaüstü Yayıncılık

Apple Macintosh

Masaüstü Yayıncılık, 1985 yılında, MacPublisher isimli programın Apple tarafından piyasaya sürülmesi ile başlamıştır 8).

Aldus, Logosu

Yine 1985 yılında Apple tarafından piyasaya sürülen Apple LaserWriter isimli yazıcı ile birlikte, birkaç yıl içinde PageMaker (Aldus) isimli yazılımın endüstri standartlarını belirleyecek kadar profesyonelleşmesi ve yaygınlaşması gerçekleşti.

Masaüstü Yayıncılık ifadesi Aldus'un kurucusu Paul Brainerd tarafından ortaya atılmıştır. Kişisel bilgisayarın gelişimi ile birlikte, 1980'lerde sadece yazı karakteri büyütüp küçültme olarak görülen bilgisayar-yayın ilişkisi, bu araçların ortaya çıkması ile birlikte, bilgisayarın sadece bir daktilo olmadığını da kanıtlamıştır. İlk yıllarda oldukça ilkel olsa da, gazetelerin mizanpajlarına ve bir yığın yeni mecra ve yayın türünün gelişmesinde masaüstü yayıncılığın, dijital ya da elektronik yayıncılığa önemli bir köprü sağladığı da görülmektedir.

Dijital Yayıncılık

(yardım bekliyor)

Elektronik Yayıncılık

Elektronik Yayıncılığın Tarihçesi

Kısaca e-yayıncılık olarak da söylenebilecek olan elektronik yayıncılığın tarihi, geleneksel yayıncılığa kıyasla oldukça kısadır ancak önemli gelişmeler içerir. İlk e-yayıncılık ürünü olarak 1980’lerde ortaya çıkan düz metinli e-mailler gösterilebilir. Bir e-mailin kullanıcı tarafından bir e-mail listesine (zincirine) gönderilmesi, en basit anlamda elektronik bir yayıncılık olarak kabul edilebilir. Bu tür e-mailler hiçbir resim veya şekil vb. içermediği için son derece basit/yoksul sunumlar olmuştur. Ayrıca bu düz metinler özellikli bir sunuma ve şekil ya da resim kullanılmasına uygun değildi. Üstelik birtakım karmaşık tabloların ve şemaların elle yapılması çok daha zordu. Bunun yanı sıra kullanıcılar (gerçek anlamıyla okurlar) kendi imkânlarıyla bazı yayımlar yapıyorlar ve hemen hemen tüm sitelerde bu tür gayretler artıyordu.

1980’lerin sonu, 1990’ların başında daha kullanışlı yeni birtakım araçların ortaya çıkmasıyla bu tür bir dağıtım/neşir yolu terk edilmeye başlandı. CD-ROM’ların ortaya çıkmasıyla elektronik yayıncılık için çok daha etkili ortamlar oluştu. Mükemmel kalitede resimler, şekiller, düşük maliyetli yatırım ve uzun bir ömür. Bu tür bir yayıncılık hâlâ kullanılmakta olan ve ansiklopediler, sözlükler, atlaslar, rehberler/kılavuzlar gibi daha özel bir alanda yapılan yayıncılıktan daha başarılıydı. CD-ROM, farklı formatların kullanılmasına daha elverişliydi. Derken, her bir yayın için ayrı bir CD-ROM’a ayrı bir istemcinin (client) yüklenmesi gerektiğinde, bu iş kütüphaneler için baş edilmez bir hal aldı. Kütüphaneler kullanımı artırmak, yüklemeyle ilgili büyük bakım çalışmalarından kaçınmak, güncel kalabilmek gibi işler için farklı araçlar icat etmeye başladılar.

Sonunda 1994-1995 yıllarında ilk elektronik gazete/dergi/yayınlar (e-journals) ortaya çıktı. Dağıtımı yapılan ilk elektronik yayın Elektronik Mühendisleri Enstitüsü (IEE) tarafından çıkarılan Electronics Letters Online oldu.

Elektronik yayıncılık modelleri şöyle sıralanabilir:

  1. Geleneksel Modeller (Elsevier 9), Springer 10), Kluwer, IOP,APS gibi önemli yayıncıların çoğu)
  2. Alternatif Modeller (HighWire 11), the European Journal of Comparative Law,JHEP Journal of High Energy Physics gibi yayıncılar)
  3. Yıkıcı Modeller (ArXiv 12), Australian Journal of Human Rights 13), the European Legal Research Archive gibi girişimci yayıncılar)

Elektronik Yayıncılığın Faydaları

Tüm metinlere elektronik olarak ulaşılabilme ana özelliğini yanı sıra bu tür yayıncılığın elektronik baskıya (e-edition) kattığı bir dizi önemli değer daha vardır. Bunlar kısaca şöyle belirtilebilir

  1. Elektronik içindekiler (fihrist) ve özetler
  2. Direk son yayına ulaşabilme imleci
  3. Önceden tanımlanmış profillere (abone ya da üye) yeni makalelerin eklendiğini mesajla bildirecek bir uyarı sistemi
  4. Bir sonraki sayıda yer alacak, kabul edilmiş çalışmaların listelenmesi
  5. Yayında (güncel ve ulaşılabilir) olan makalelerin listesi
1)
Wikipedia maddesine göre ABD için bu rakamlar yılda 10 kitap ya da 50 milyon $ civarındaki rakamlar için bu tanım verilebilir, fakat Türkiye şartlarında bu rakamlar, büyük yayınevlerinin bile hayal edebileceği rakamlar değildirler. Son istatistiklere göre ABD'de yayın endüstrisi yaklaşık 24 milyar }dolarlık bir büyüklüğe erişmiş, sırf 2009 yılında e-kitap satışları 350 milyon dolar sınırına erişmiştir. bkz 2009 yılı istatistikleri
2)
dadamatik.com Dergiler, Dergilerimiz Serkan Işın
3)
Örneğin, Edgar Allen Poe - Tamerlane and Other Poems (1827), Liste isim bazında oldukça kalabalık sayılabilir: Alexander Pope, Alexandre Dumas, Alfred Lord Tennyson, Anais Nin, Beatrix Potter, Benjamin Franklin, Carl Sandburg, D.H. Lawrence, Deepak Chopra, E. Lynn Harris, e.e. cummings, Edgar Allen Poe, Edgar Rice Burroughs, Ernest Hemingway, Ezra Pound, George Bernard Shaw, Gertrude Stein, Henry David Thoreau, Irma Rombauer, James Joyce, John Muir, Ken Blanchard, Ken Keyes, Jr., Lawrence Ferlinghetti, Leo Tolstoy, Lord Byron, Louis L'Amour, Louise Hay, Marcel Proust, Margaret Atwood, Mark Twain, Marlo Morgan, Mary Baker Eddy, Nathaniel Hawthorne, Pat Conroy, Percy Bysshe Shelley, Robert Bly, Robert Ringer, Robert Service, Robinson Jeffers, Rod McKuen, Rudyard Kipling, Spencer Johnson, Stephen Crane, Stephen King, T.S. Eliot, Thomas Hardy, Thomas Paine, Tom Peters, Upton Sinclair, Virginia Woolf, W.E.B. DuBois, Walt Whitman, Willa Cather, William Blake, William E.B. DuBois, William Strunk, Zane Grey,