Güneş, Bıçağını Arıyor

Birincil sekmeler

Özcan Türkmen

Manifestolar Çağı kapandı mı acaba? Hafızamızı yokluyor, ama yakın tarihte yayımlanmış etkili – yani toplumsal ölçekte etkili- ve dişe dokunur bir manifesto bulup çıkaramıyoruz. Böylece, manifestoların tükendiği savı geçerli görünüyor ve bugün manifestolar hakkında konuşmak, ister istemez, eski sevgililerimizden konuşmaya benziyor biraz.

Oysa ne kadar kusurlu, ne kadar sözmerkezcil (logosantrik) vb. olsalar da sevmiştik, seviyoruz biz manifestoları; onların Baba’ya isyanlarını, belirli dizgelerin dışına çıkılabileceğine inançlarını, çoğunca fizyolojiye atıfta bulunan ateşli çağrılarını, “bizden sonra” ve “bundan böyle” diyen özgüvenlerini, önerilerini matematiksel kesinliğe öykünerek dile getirişlerini... Bütün bunları kuşkusuz çok sevmiş, hatta manifestolarla Husserl’in transandantal öznesini kıskandıracak empatiler kurmuş ve onlara pek kıymetli hakikat kumaşından büyük büyük paylar biçmiştik. Ama gelişmeler hep manifestoların aleyhine oldu sanki; hiçbir şey onların saptayıp sabitlemeye çalıştığı yerde durmadı ya da hiçbir şey karmakarışık bir örüntünün içinden tek başına sağlam duracak denli ayrıştırılamadı. “Manifesto” sözcüğünün etimolojisinin “apaçık” sözcüğünün anlamıyla birleştiği yerde, örtülerine daha bir sarındı fenomen; “Manifesto”nun “somut” demek olduğu yerde, “soyutlama”da sorun olduğu sezildi. Böylece manifestoların apaçık somutluğunu daha ziyade Lacan’ın kapitone noktalarına benzer bir hakikat-temsil ilişkisi çerçevesinde okur olduk. Bu heyelan, aynı zamanda üst-anlatıların (ve üst-anlatıları “temsil” eden manifesto benzeri metinlerin) ölümünü ilan eden söylemle de örtüşünce, sonuçta manifestoları birer metin olarak herhangi bir metinden daha “üst”e çıkarabilecek pek bir şey kalmadı.

Yine de manifestolar çağının – ilelebet değilse de - kapanmasını böyle tek parağrafta özetleyip salt toplumsal ya da salt düşünsel kimi dönüşümlere bağlamak mümkün değil. Bu olgu, daha büyük ölçekte “temsil sorunu”na, böylece de modernizmin eleştirisine ve “postmodern condition”a eklemlenir. Demek ki manifestonun bugününü modernizmin bugünü ile birlikte düşünmek gerekir ki o noktada ekonomiden felsefeye, politikadan matematiğe kadar çok geniş bir etken spektrumuyla karşılaşılır. Gerçekten de, “yamuk” bakıldığında, son yüzyılda insan etkinliklerinin her alanında yaşanan gelişmelerin sırf “manifesto inancı”nın altını oymak üzere hazırlanmış bir komploya dahil oldukları düşünülebilir (!).

Yukarda etken spektrumundan bahsederken matematiği anmam rastgele değildi. Çünkü ben manifestoların, Gödel’in “Eksiklik Kuramı”ndan, Russell ve Whitehead’in Principia Mathematica’sının yediği darbeye benzer bir darbe yedikleri kanısındayım. Gödel’in mantıksal x-ışınları altında bir manifesto metninin röntgeni, örneğin şuna benzeyebilir:

1,2) Biz, bu manifestonun temelini oluşturan, sonsuz elemanlı “mümkün belitler (aksiyomlar)” kümesinden seçilmiş iki belitiz. 3) Ben 1 ve 2’den çıkarsanmış bir sonuç önermesiyim; yine de – varsa eğer - sunulu ispatımda sorunlar olabilir. 4) Ben 3’le birlikte düşnüldüğümde bir totolojiyim. 5) Benim doğruluğum, bu manifestoda açıkça belirtilmemiş bazı varsayımların kabulüne bağlıdır. 6) Ben 5’le çelişmekteyim. ...

Manifestolarla kurduğumuz ilişkinin daha ziyade bir tür pathos ilişkisi olduğunu söylüyorum ki manifestoların gücü de zayıflığı da, son çözümlemede, budur. Manifesto bizi ikna edip kendi safına çekebilir; yine de bu, doldurduğu boşluktan çok, açtığı boşluğun sayesindedir. Manifesto, status quo ile kendi önerisi arasında açtığı yarıktan bize belli belirsiz bir resim gösterir ki bu resim, aslında, keskin bir bıçakta ışıldayan bir Güneş’in resmidir.

Manifestoların öldüğünü düşünenleri , , gibi web adreslerine bir göz atmaya davet ediyorum. Güneş, yansıyacağı bıçağı arıyor gibi geliyor bana; yani Güneş’e doğrudan bakmak olanaksızsa ve karanlıkta kalmak da istemiyorsak.

Özcan Türkmen, 19/09/2005

Yorumlar

serkan_isin kullanıcısının resmi

Çok iyi!
O kadar iyi değil!

Puanlar: 24

‘yukarı’ dedin

yukarıdaki metinle, aşağıdaki yorumun ne ilgisi var?!

------------- ~ --------------------

Sayfalar