ya da görsel şiir: biçimsel sapma

Hacettepe Üniversitesi'nden Özge Öztekin, şu başlıkta "Ontolojik Boyutta “Döngüsel Süreklilik” & “Değişim Ve Dönüşüm”ü İmleyen Görsel Sembollerle Şiirin Biçim Düzeyinde Bilinçli Deformasyonu: Divan Şiirinde Deyişbilimsel Bir Önceleme Alanı Olarak Biçimsel Sapmalar" bir makale yayımlamış.

Özet ve sonuç kısımlarını buraya aldım ama yazının tamamı buradan okunabilir. Yayımlanma tarihi de yaz 2012 olarak görülüyor. Ahali ilgi duyabilir.

Ayrıca makaleye bahis olan Sivaslı Gulâmî‟nin daire şeklindeki 2, kare şeklindeki 1 şiiri de makalede yer alıyor.

ÖZET

Çoğul estetik bağlamında sanatın derin/değişmez bir gerçekliğe ve bütüne/evrensel olana ulaşma çabası, aslında nesnenin görünmeyen "öz‟ünü yani varlığın kökenini aramaya yöneliktir. İçe yoğunlaşma ile yapılan bu arayış yolculuğundan sanat eserine yansıyanlarda, herkesin ilk anda göremediği bir takım semboller yer alabilir. Örneğin şiir ve resmi buluşturan görüntü merkezli metinlerdeki dizeler, birer figür/desen meydana getirecek şekilde yerleştirilir. Bu özel form; “görsel şiir”, “somut şiir”, “desen şiir”, “figüratif şiir” gibi terimlerle ifade edilir.

Türk şiir geleneğinin önemli bir kolunu oluşturan Divan şiirinde de görsel şiir örnekleri vardır. Böyle şiirler, biçimlerine göre değişik isimler alırlar: Müşeccer/teşcîr, mücessem, müdevver, murabba gibi. Poetik yapının klasik kodları değiştirilerek, biçim düzeyinde görsel denemelere girişilmiştir. Harfte, sözcükte, şekilde yapılan oyunlarla; Klasik Türk edebiyatının kendine has sınırları içinde, sınırları zorlayan sıradışı metinler meydana getirilmiştir. Yapılacak titiz yorumlamalar, eski edebiyattaki görsel şiirlerin de -tıpkı eski edebiyatın kendisi gibi- çoğul okumaya açık bir yapıda olduğunu gösterecektir. Divan şiirindeki görsel şiirlere, gelenekten uzaklaşılmadan ama yoruma açık bir yapıda olduklarını da bilerek, sahip oldukları görüntü ile neyi ima/işaret ettikleri dahilinde yaklaşılabilir. Böylece, görünene tek yönden bakmayıp farklı açılardan yaklaşarak da onu anlayabilmek mümkün olacaktır. Eski Türk edebiyatı alanıyla ilgili akademik incelemeler; klasik metin şerhi uygulamalarıyla birlikte, şiirde dil kullanımlarına yönelik deyişbilimsel ve şiir-felsefe-varlık bağlamında ontolojik bakış açılarına dayalı değerlendirmelere de olanak vermektedir.

SONUÇ

Yukarıdaki her üç görsel şiir de, görünen-görünmeyen birçok işarete sahiptirler. İster hüner gösterme ve oyun yapma, ister söze yenilik katma ve göze hitap etme amacıyla yazılmış olsun; deyişbilimsel bir önceleme alanı olarak biçimsel sapma niteliği taşımaktadırlar. Biçime dayalı bir görüntü alanı meydana getirdikleri için, klasik anlamda sadece „okunan‟ değil aynı zamanda “bakılan” birer metin olma özelliği taşımaktadırlar. Metnin içeriği ile şekli arasında dolaylı bağlantılar olduğu ya da içeriğin ve şeklin bağımsız birer anlam alanı bulunduğu halde, görsel değişikliklerin öncelendiği biçimsel sapma örnekleridir. Birer “yazı-resim” olarak çizdikleri figüratif ve geometrik kompozisyonların sembolize ettiği anlam alanlarını (mistik, spiritüal, ontolojik vb.) fark edip yorumlayabilmek de, işin bir başka boyutudur. Görünene tek yönden değil, farklı perspektiflerden yaklaşabilmek gerekir. Çünkü sürekli hareket halinde olan gerçek, hiçbir zaman tümüyle yakalanamaz. Sanatın kendisi bir felsefe gibi algılanınca, eser/metin de varlığı anlamak için bir aracı oluverir. Çağlar içinde yeni değerler kazanabilir ama bu onu ilk niteliğinden tamamen uzaklaştırmadığı gibi, onda hiç olmayan bir şey de değildir. Sonuçta, kendi rafine estetiğini potansiyel sınırlamalarla yaratmış bir medeniyet var. Burada seçilen şiirlerin, biçim düzeyinde bilinçli bir deformasyona/değişikliğe uğratılarak beyitler halinde değil de somut-soyut belli istifler halinde yazılması -istif kavramının anlam alanına bağlı olarak- metinlerin felsefî arka planında ontolojik boyutta bir bütünleşme/birleşme fikrini ön plana çıkarmaktadır. Kültür denen olgu bir semboller toplamı olarak alınırsa, daire ve kare gibi geometrik/soyut sembollerin önemli birer anlatım aracı olduğu açıktır. Onlar ayrıca ontolojik boyutta da varlığı ve varlığın kaynağını sorgulayan evrensel sembollerdir. Felsefî bağlamda gizemci akımlar, bâtınî/ezoterik öğretiler ve elbette tasavvufî düşünce sistemi; mutlak birliğe / tek hakikate varmayı, bu tür ortak yorumlar üzerinden kendi anlayışları doğrultusunda yaparlar. İslam düşüncesinde daire ve kare formlarının taşıdığı sayısız nitelik içerisinde özellikle dikey hareket, döngüsel süreklilik, denge ve uyum prensiplerinin hiç değişmeden yinelendiği görülmektedir. Bu; İslam sanatlarının hepsinde olduğu gibi, görsel şiirlerde de aynıdır. İnsanın tekâmül yoluyla mutlak öz’e ulaşma isteği, sırdaki/hikmetteki gizli bilgiyi bulma arzusu, hakikat’i (her şeyin başlangıcının ve sonunun ilmini) bilme gayreti ve varlıkta yok olma çabasıyla ortaya çıkan metafizik arayışları; tasavvufî ve ontolojik anlam aralıkları sayesinde, görsel şiir metninde yarattığı ritm ve üslûpla da vazgeçilmez bir ahenk içindedir.

* * * * * * *

bu arada özette Osmanlı türkçesiyle geçen şu sözcüklere baktım da durum şu:

müşeccer : (şecr'den) Ağaç gibi dallı budaklı olan yazı veya resim

mücessem : (cisim'den) cisimleşmiş, vücud bulmuş

müdevver: devreden, devir halinde olan

murabba: dörtlük

Kaynak: Yukarıdaki linkte yer alan makale

görsel: Mesut Dikel'in "kalem güzeli" adlı çalışması

Yorumlar

televarolus kullanıcısının resmi

televarolus demiş:

Ahali makaleye ilgi gösterir mi bilmem ama o başlık ne öyle? Makale başlığı olarak mikro bir öykü çıkmış neredeyse.

serkan_isin kullanıcısının resmi

serkan_isin demiş:

ve ayrıca şu bilgi de insanı şenlendirip sonra da derin düşüncelere gark ediyor:

"Görsel Ģiir / somut Şiir denildiğinde, Türk Ģiirinin -özellikle Cumhuriyet dönemi Türk Şiirinin- içinden birçok isim öne çıkar. Ercümend Behzad Lav, lhan Berk, Yüksel Pazarkaya, Behcet Necatigil, Can Yücel, Metin Altıok, Kenan Çolakoğlu, Akgün Akova"

Ben bu şairlerin "öne" doğru hamle yaptığını görmedim. Kareler ve Aklar mı? İlhan Berk, Ercümend Behzad tamam hadi biraz ucundan bucağından ilgili olsun da..

deryaonder kullanıcısının resmi

deryaonder demiş:

işte gelene ek böyle biraz da.. çünkü bunu daha önce birileri söylemişti ve artık inşalar öncekinin üstüne yapılıyor. Aslında makale kendi ilgi alanı içerisinde bütünlüğü olan bir makale ama görsel şiir'li kısımlarda biraz çuvallamış gibi gözüküyor...