Buradasınız

Dergi İstatistikleri..

Birincil sekmeler

serkan_isin tarafından 1. Aralık 2009 - 15:13 tarihinde gönderildi

3186 dergi çıkıyor memleketimizde, resmi kayıtlara göre. Toparlakça 4000 (fanzin şu bu da dahil) diyelim. 4000 süreli yayından bahsediyoruz ve elbette bunlara edebiyat dergileri de dahil. 70 küsür milyon insan, 20 milyon küsür genç insan var bu ülkede. , yetmez! Yetmez!

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK)'nun verilerine göre yerel, bölgesel ve yaygın basın olarak 5 bin 665 gazete ve dergi yayınlanıyor. Bunların 2 bin 479'u gazete, 3 bin 186'sı dergi.

Yorumlar

Çok iyi!
O kadar iyi değil!

Puanlar: 34

‘yukarı’ dedin

haberin ana sayfasında yer alan "fethullah gülen kitaplarında kampanya" spotu da ilginç olmuş tabii..

geçen yıl mart ayında İzmir'de "şiir yayımcılığı" konulu bir panelde benzer bir nedenle tartışma olmuştu. Kırmızı yayınları'nın editörü kültür bakanlığından aldığı birtakım issn verileriyle aktif 2000 yüz küsur edebiyat dergisi olduğu gibi yanlış bir bilgi aktarmıştı. Kendisine bir türlü anlatamamıştık bu rakamlarda bir enayilik olduğunu...

Hala da güvenilir bulduğumu söyleyemeyeceğim.. Çünkü bu tür bilgiler hep eksik aktarılıyor. Hangi zaman aralığındaki rakamlar bunlar? Üstelik bildiğim kadarıyla resmi olarak bu işi yaptığınızda bir açılış kaydınız oluyor ama artık derginin çıkmadığı dönemde, kapatıyoruz diye bildirimde mi bulunuluyor? Bulunulduğunu varsaysak bile bunlar doğru düzgün işleniyor mu?

Ayrıca "yetmez" tamam tabii yetmez ama 4000 lik rakam bile muhtemelen hobi dergileri, kadın dergileri, araba dergileri, ekonomi dergileri filan gibi daha yoğunluklu başlıklara sahiptir diye düşünüyorum..

Yani edebiyat ya da şiir açısından durumumuz göründüğünden daha vahim olmalı...

Çok iyi!
O kadar iyi değil!

Puanlar: 16

‘yukarı’ dedin

benim bildiğim Doğan ve Sabah grubunun toplam payı bu işte %80 falandır. gerisi içinde de edebiyat/sanat dergisi türünde şeyler arasında da ele gelir, üç beş dergi var takip edilebilecek. peki ya gerisi? burada sistem tamam sorunlu, ama çuvaldızı da biz kendimize batıralım biraz. bu iş, yaş.

Çok iyi!
O kadar iyi değil!

Puanlar: 4

‘yukarı’ dedin

bi yandan düşünüyorum.. uzun süre çıkabilen dergileri mesela... varlık var 60 yıl mıydı.. dergah 91'den beriymiş... insancıl 90'dan beri... evrensel kültür 91'den beri.. kitap-lık 94'ten beri... dize var 93'ten beri... istisnai bi şey olarak kalsın... yani varlık hariç neredeyse 20 yıl ya da 20 yıla yakın zamandır çıkan dergiler bunlar.. milliyet sanat ve hürriyet gösteri'nin durumları daha da farklı...

bu kadar süredir var olmalarını nelere borçluyuz acaba? ve ayrıca en çoğu kaç satıyordur... ve var olmak da yetmiyor, görüyoruz...

kitap-lık için mehmet h. doğan yıllıklarının birisinde "bu ay kitap-lık 10.000" bastı diye yazmıştı.." yani 2000 ya da 2001 filan olmalı...

Nitelik şüphesiz en önemli sorun ama sanki bu sorun hiçbir türlü çözülmez gibi geliyo bana. Bir defa "ortak bir kanaat" yok... Yani nasıl bir edebiyat ya da şiir dergisi olacak ki hem kendi içinde şairleri/yazarları toplayacak hem de bir okur kitlesi yaratacak... Ne bileyim mesela çok para olsa hertz 10.000 adet basılabilse, genel dağıtıma girse olur mu yani? Öyle bir kitle var mı? Ya da ücra ya da haşhaşi.. İmkan meselesi, nitelik meselesi, okur meselesi.. vs...

bu saatten sonra ancak yine bugün olduğu gibi üç beş merkez dergi dışında herkesin yeri yurdu kendi dergisi ya da inandığı çevrenin dergisi olur diye düşünüyorum... Edebiyat/şiir dergilerinin yazıp çizenler ile yazıp çizme heveslileri dışında bir okur kitlesi olduğunu da çok sanmıyorum. Öyle olsa girdiler ve çıktılar eşit olmazdı herhalde...

akatalpa gibi dergilere gelince bu işi 300-500 kişiye (sanıyorum) dergilerini direk postalayarak çözdüklerini düşünüyorlar... galiba...

bu iş, yaş'a ek olarak ben de bir bülent ortaçgil şarkısı hatırlatayım:

Bu İş Zor Yonca Çünkü İnsanlar Yıllar Boyunca Hiç Soru Sormadan Durur

Çok iyi!
O kadar iyi değil!

Puanlar: 38

‘yukarı’ dedin

o iş her zaman yaştı denebilir. elbette o zamanlar güzel cümhuriyetimizin aydınlık büroraktik ve otomatik insanları arasında 300-500 kişi arasında dönen bir eğlence gibi idi belki bu işler. örneğin diyor ki bir söyleşide, önceden parti maarifetiyle kitaplarimiz 5000 basılırdı, ama çekoslovakya görece özgürlükle tanışınca bu rakam 500'lere indi. özgürlüğün bir bedeli vardı, etrafı gurular, meditasyon ustaları sardı diyor. ama özgürlükten ödün verilmez de diyor.

70'ler gibi olacak galiba bu dönem, ara dönem. kime öle kim kala gibi biraz. çok şey değişiyor. kendi çapında cemaatçilik eğilimi, eğer tüm ülkenin şiirden anladığı şeyi 300 kişi üzerinden anlatmak ve anlamak ise. mikro iktidarlar ve çevre merkez şeysinin çözülmesi de bi boka yaramadı demek ki..

Çok iyi!
O kadar iyi değil!

Puanlar: 16

‘yukarı’ dedin

benzer bir şeyi istanbul'a gelen romen bir şairden dinlemiştim.. 1989'dan önce (o devrimden önce diyordu) 30.000 basılıyordu kitaplar şimdi 500 demişti. dergi var mı oralarda dedik, şairlerin filan çıkardığı.. belediyeler çıkarıyo dedi.. genç kuşakla aranız nasıl dedik (40-45 arasıydı yaşı).. genç kuşak biziz dedi.. peki mutlu musunuz dedik.. evet avrupa'da her yere gidebiliyoruz rahat rahat dedi...

bu da bir tablo..

hem de niye şaşırtıcı ki, aynı mantıkla bi tek tv, trt iken kaç milyon seyircisi vardı, şimdi ne olmuştur kim bilir.. tabii ki pasta aynı pasta olarak kaldığı ve çoğalmalar da bölünerek olduğu sürece mikro çevreler de artacak bana kalırsa... ayrıca mikro iktidar meselesi niye çözüldü ki? arttı tersine... bunu bugün çıkan dergilere baktıkça daha da net görebiliriz..

dolayısıyla benim kitlesel bir beklentim yok... olsa da ütopik olur herhalde kısa vadede...

daha da geriye gidersek (daha iyi bilenler düzeltsin) dadaistlerin filan çıkardığı dergiler de ofset basılmış binlerce adet filan da değildi galiba... bir yandan tarihe malolup bir yandan 80 yıl sonra hala konudan bihaber edebiyatçıların/şairlerin de olması cabası...