Picasso diyor ki:

Maskeler diğerleri gibi sıradan yontular değildi. Hem de hiç. Büyülü şeylerdi. Peki Mısırlılar, Keldaniler neden öyle değildi? Onları anlayamıyorduk. İlkeldiler ama büyüleyici değildiler. Zenciler ise şefaatçiydiler, bu kelimenin Fransızcasını o zaman öğrendim. Bütüne karşı; yabancı, tehtidkar ruhlara karşı. Hep fetişlere bakıyordum.

Anladım: ben de bütüne karşıydım. Ben de bütünün, yabancı ve düşman olduğunu düşünüyordum! Bütün! Detay yok! Kadınlar, çocuklar, hayvanlar, tütün, oynamak... Fakat bütün! Zencilerde heykellerin neye yaradığını anladım. Niçin başka türlü değil de öyle yonttuklarını da... Yine de kübist değildiler! Çünkü o dönemde kübizm henüz yoktu. Hiç şüphesiz, birileri modelleri yaratmıştı ve diğerleri onları taklid etmişti; gelenek, değil mi? Ama tüm fetişler aynı şeye hizmet ediyordu. Onlar silahtı. Bağımsızlaşmaları ve ruhun özneleri olmaktan çıkmaları için insanlara yardım ediyorlardı. Araçtılar. Ruhumuzu şekillendirdiğimizde, özgürleşiyoruz. Ruh, bilinçaltı (hala bundan pek bahsedilmiyor), duygulanım, bunlar aynı şey. Neden ressam olduğumu anladım. O korkunç müzede maskların, Kızılderili bebeklerin, tozlu mankenlerin arasında tek başımaydım. Avingnonlu Kızlar (Demoiselles d'Avignon) bende o gün uyanmış olmalı ama biçimlerinden ötürü değil: çünkü bu benim ilk şeytan çıkarma tuvalimdi, evet!

İşte bu yüzden daha sonra da, öncekilere benzer tablolar, Olga'nın Portresi (Portrait d'Olga) gibi portreler yaptım! Bütün gün büyücülük yapamayız! O şekilde nasıl yaşanır?

Beni Braque'den ayıran da bu oldu. Zencileri seviyordu, ama dediğim gibi: İyi yontular oldukları için. Hiç bir zaman onlardan biraz olsun korkmadı. Şeytan çıkarmalar onun ilgisini çekmiyordu. Çünkü benim 'Bütün' dediğim şeyi, yaşamı ya da ne bileyim bizi çevrleyen ama biz olmayan 'Dünya'yı hissetmiyordu, onu düşman olarak görmüyordu. Hatta, düşünsenize, yabancı bile değildi onun için. Her zaman kendini rahat hissediyordu... Hala da öyle... Bütün bunları hiç anlamıyor: batıl inançları yok!

Sonra, bir başka sorun vardı. Braque resimlerini düşünerek yapıyordu. Bense, hazırlık aşamasında, şeylere, insanlara ihtiyaç duyarım. Şanslıydı: merakın ne olduğunu hiç bilemedi. Aptalca bir şekilde bunu patavatsızlıkla karıştırıyordu. Bu bir hastalık. Bir tutku, çünkü faydaları da var. Hayatı tanımıyor, hiç bir zaman her şeyle her şeyi yapmak istemedi..."