Evet, işte tam oraya geldin. Sitede ortalama olarak kalma süren 3 dakika civarında ve bu siteye muhtemelen google araması ile geldin. İstatistiklere göre, poetikhars.com, google rank denen sıralama içinde 10 üzerinden 4 önemlilik derecesine sahip. Sitenin uzun süredir burada bulunuşu ve içeriğinin "değişikliği" göz önüne alındığında, fena sayılmaz.

Öncelikle hoşgeldin. Ben Serkan Işın, şair. Sitenin kurucusu, hayatı pahasına sürdürücüsü ve delisi. Açıkcası kendime "deli" diyecek biri değilimdir ama yine de bu site üzerinden düşünüldüğünde gerçekten "deli" olduğumu varsayabilirim. Ama bu delilik, örneğin "çılgınlık" mıdır, bilmem.

Önce zinhar.tk, sonra zinhar.com, sonra zinhar.com/karmasa ve daha sonra poetikhars.com olarak bu sitenin içeriği 4 yıldır devam ediyor. Eğer çok sıkılmazsak -her ne kadar bugünlerde biraz sayımız azalsa da- devam da edecek. Her gün yeni insanlar arıyor değiliz, çok katılımlı bir site de hayal ettiğimiz yok. Ama yine de bir "çağrı" var ortada. Bu çağrının "teorik" kısmı, elbette uzun okumalardan, kafa yormalardan ya da bir anda parlamalardan sırıtabilir insana. Fakat yine de kabaca, çok kabaca, anlatmak gerekebilir.

Bugün, sabahtan beri gezdiğin web üzerinde, edebiyat ve şiir adına çok fazla nitelikli kaynak bulmak kolay değil. Bunun sebebi birkaç türlü. Birincisi web'in tu kaka edilmiş olması. Hem de bizzat onu bir çöplük olarak görenler tarafından. Orijinali önce web üzerinde yayınlanmış, fakat sonra kitap ya da dergi sayfası olarak gördüğümüz yazılar çok değil.

Oysa netin iddiası,

1) Yazılı Kültür'ün sağladığı imkanların, aracısız ve kişi için özelleştirilmiş yayın araçları ile genişletilmesi, geliştirilmesi. 2) Uzun süren okuma işlemi ile okurun cevap verme aralığının azaltılması (yorum etkinliği), interaktivite, çevrim içi imkanlar vb. 3) Matbaa ile karanlık ve soğuk bir evrene hapsedilen 'okur'un, az önce belirttiğim araçlarla yeniden tepki veren biri haline gelmesi. 4) Okurun sadece okur olarak kalmasının engellenmesi, okurun bir yazar olarak kendini ifade etmesi hatta, yazdıkları ile bir yazar haline gelmesi ve bunun hiç bir merci tarafından engellenememesi.

Özetle, bu, içinde bulunduğumuz mecra. Burada, bağlam içi veya dışı, istediğin herşeye neredeyse "metinsel" olarak erişebilir, görsel olarak onlardan gerekli hazzı alabilir ve bunların hepsini "bilgi" hanene ekleyebilirsin.

Bu kısa "Web Nedir?" kursu elbette sıkıcı. İstatistikler ve internet kullanımı düşünüldüğünde, herhalde web'in bu tür kullanımı, şiir için ne kadar uygundur diye sorulabilir. Birinci elden söyleyebilirim ki, bugün "bildiğimiz anlamda şair" için web, kendi söylemi bir kenara bırakıldığında, kahve muhabbetinden hallicedir. Hele bizim gibi "okuma-yazma" oranı yanında, "medya okur yazarlığı" yerlerde sürünen bir ülke düşünüldüğünde, bu işler gerçekten çok kesat.

Buna paralel olarak, insanların kendilerini ifade etme açlıklarını webe yansıması olan "şiir siteleri" hakkında da konuşabiliriz. Görüyorsunuz, bunlar, acayip kötü şiirler, fakat çok okunuyorlar. Bu tezat gibi görünse de, işin doğrusu, o denklemde yatıyor zaten. Ortalama için iyi olan neyse, web üzerinde bunun daha "denetimsiz, zıvanadan çıkmış" hali vardır, bulunabilir, olacaktır ve hep olmuştur.

Şiir kitabı satışları düşerken, akılan esen herkes, web üzerinde "şiir" kelimesini kullanarak "arama sonuçları"na girebilme hakkına sahipken ve bununla birlikte şiir aşırı önemli, aşırı sanatsal, aşırı sıradan ve aşırı manyak birşeyken..web üzerinde, şiiri konu eden ve bunu konu ederken, hiç de insanların duymak istemedikleri, yeni, bize göre yeni, şeylerden bahsetmek..İşte bütün mesele bu!

Bu yüzden, şu metni okurken, 3 dakikadan geriye kalan 5-10 saniye içinde karar vermiş olman pek kolay değil. Yine de, eğer gerçekten denemek, yazmak, okumak, paylaşmak istiyorsan, kendine güveniyorsan, yazdığın şeylerin "önemli" olduğunu düşünüyorsan ve fakat, bunu nasıl yazacağın konusunda pek bilgin yoksa, buyur, gönder tuşuna bas. Pişman olacağını sanmam.

Yok, eğer zaten kararını vermiş ve ne yazayım peki? diye soruyorsan, sıkıntılı bölümleri aşağıda sıralıyorum:

a) teknoloji ve şiir: türkçede bu konuda kaynak sıkıntısı, 20. yüzyılın sonunda ayyuka çıktı. En ufak paragraf, çeviri bile iş görür. b) modernizm ve şiir: bize modernizm ne olarak anlatıldı, kaç çeşit modernizm vardı ve biz neden hep "kültürel" olan konusunda bilgilendirildik. şiirle bunun ne alakası var? c) şiir ve resim: bu iki sanat arasında, gerçekten kurulabilecek bağlar, bu kadar mı az, çatık kaşlı ve zor? d) resim ve reklam ve bilgisayar: bu hiper dünyada, sanatın, türkçe, basit ve herkes için avangardlaştırılmış bir sürümü olabilir mi? olmuş mu? nerede? e) güncel sanat ve şiir okuru: ikisinin buluştuğu sergi, etkinlik, manifesto filan var mı? haberimiz neden yok?

Şimdilik aklıma gelenler bunlar. Biz yaz demiyorum, ama soruyorum, bizde edebiyat dergilerinde olmayan çok şey var, sende ne var?

+1
-1
-1