Haber aslında, yarışmanın tanıtımı için biçilmiş kaftan. 1.3 milyon dolar ödüllü şiir yarışması (sonuçta bir şairin ömrü hayatında eline geçebilecek parayı düşündüğümüzde) Abu Dabi'de devam ediyor. Detaylarına az çok şuradan da vakıf olabileceğiniz yarışmada, son gelen haberlere göre, şiiri yüzünden bir finalist ölüm fetvası ile ödüllendirilmek üzere. Muhabiriniz Arap Yarımadası'ndan bildiriyor..

2007 yılında başlayan The Millions' Poet ya da Milyonların Şairi (her anlamda) şiir ile ilgili yaprak kımıldamayan son 10 yılda, televizyonun düşmanca sırıtmasına karşı yapılmış tuhaf bir etkinlik gibi duruyor. Prlog sitesinin incelemesine göre yarışma, Arap yarımadasında 70 milyon kişiyi ekrana bağlamış durumda. Bizde olsa 1 hafta ekranlarda kalmaz türden bu programın şaşaası zaten başlı başına bir olay.


The Millions Poet

Bir diğer yarışma da Prince of Poets / Şairlerin Prensi. Gulf News'in haber/videosuna göre durum da orada farklı değil. Pop-Star ile "Yetenek Sizsiniz Türkiye" arasında gidip gelen format, finalistlerin, şiir ile ilgili en ilkesel, sözlük tipi açıklamaları ile renklenmiş.


Prince of Poets

Konu ile ilgili yazan Guardian muhabiri, yarışmaya ön ayak olan Pyramedia şirketi ile görüşmüş. Bu tür şiir okuma yarışmalarının dayandığı gelenekten (Nabati) bahsedilmiş. 16 yüzyılda ortaya çıkan Nebati, kısaca "Halkın Şiiri" ya da "Bedevi Şiiri" olarak geçmiş literatüre. Nebat yakınlarında ortaya çıkması yüzünden Nebati dendiğine dair rivayet de var. Yine de türün, milattan önce 200-500 yılları arasında yaşamış, Nabatlılarla ilgili olduğunu belirtenler de var. Elbette bu teori pek ilgi görmemiş, çünkü Nebat şiirinin özünde Arap şiirinin yatmakta da, diyorlar. Tuhaf tabi çünkü şuraya bakarsanız, Nebatîlerin Arap diline ve yazısına köklerini verdiğini de görebilirsiniz. Ve tabi Nebati yazısının da kökünde Musnad olduğunu söyleyenler de çıkacaktır. Öyle veya böyle, muhtemelen bir cemaat (öyle cemaat değil, topluluk yani) şiiri olan Nebat'ın ortak özellikleri şunlar -ki zaten Slam Poetry ile benzerliği de insanı ayrı bir düşündürüyor:

- Kendiliğinden, içten, doğal, spontan.
- Üslup doğrudan/direk ve tereddütsüz, teklemesiz.
- Şairine oldukça bağlı, zira sözlü kültür.
- Kuşaktan kuşağa aktarıldığı için rafine ve minimal.
- Temalar; kahramanlık, hiciv, methiye, ihtişam, vecd, bilgelik, nasihat, toplum, betimleme, atasözleri, pastiş, naratif, epik.

Buradan da zaten biraz ilerlersen Slam Poetry'ye benzer bir şey çıkıyor (Enis Akın'ın ifadesi ile Şamar Şiir).

Örneğin;


Saul Williams

(Tabi yukarıdaki bilgileri, bizzat şair olan bir Şeyh'in sayfasından almış olmam da tuhaf.)

Özetlersek,[w:Sözlü Kültür] şiiri diye adlandırabileceğimiz bu spontan atak, Abu Dabi Şeyhi'nin şiire olan düşkünlüğü yüzünden televizyonda hortlamış durumda. Yarışmaların, Arap yarımadasında bir pop-star ya da Amerikan Idol türü yarışma yapmanın zorluğu bir yana, halkın eğlencesinin yüzyıllardır Şiir/Şair olabilmiş olması ile de ilgisi var. Modern zamanlarda şair, artık böyle bir halt olmadığı için, hızca yavaş sınıfların tarihsel ilerlemesinde (Slam örneğinde olduğu gibi gösteriye yatkınlık) hortlamış şekilde karşımıza, piksel piksel geliyor. Çılgınsınız, çılgın!