Poetikhars.com türlü türlü arızalar, acayip güncellemeler, tartışmalar, karmakarışıklıklardan sonra "sıfır"dan işe girişiyor. Bunu "sonraki aşama" olarak görebiliriz. Burada birçoğunuz eleneceksiniz, bir çok iş, bir çok hayal, bir çok kişi, bir çok şair, yaptığınız çoğu şeyi beğenmeyeceksiniz, işlerinizin, yazılarınızın, düşüncelerinizin eskidiğini, buharlaştığını ve cıvıklaştığını göreceksiniz.

Herşeyi yedeklendi ve bugüne kadar maruz kaldığımız herşeyin üzerinden "taşarak" akabilmek için buradayız. Siteyi güncelledim, artık Drupal'in daha yeni bir sürümü ile çalışıyor sunucu.

Ayık Kalmak

Poetikhars.com ve Zinhar.com domainlerini aldığım günden beri, bu domainler hep "edebiyat-içi" ve "zor" denebilecek alanlarda referans olarak kullanıldı. Bugüne kadar bu site için çevrilenler, tartışmalar, işler hep doğru düzgün yerlerde konuşuldu, kullanıldı. Bu değerli katkıların, bu gönülden yardımın ve Türk Şiir kastına bu gönülden kastedişin, muhalefetin, yerinden etmenin içinde yer alan ve alacak olan herkeslere şimdiden teşekkürler.

Kendi adıma "amor-fati"yi tercih ederim. Yazgımızı sevmeliyiz. Sitenin, derginin, kitabın bilmemnenin gecikmesi, sekteye uğraması ya da tamamen ortadan kalkması hiç önemli değildir. Bunların hepsi en umut duyulan, en kıvanç duyulan, kendimize en çok kredi açtığımız, kendimizi bir halt zannettiğimiz anlarda kafamıza "talih" tarafından dikilen putlardır. Putlarımızı yıkmalıyız.

Türk Şiiri'nin Ahvali

Türk Şiir'i son 3 yıldır kötü yönlendirildi, ahmakça gündemlerle vakit geçirdi. Fakat tarafların kabaca "konvansiyonel" ile "deneysel" olarak ayrıldığını görmemek saflık olur. Bugün konvansiyonel alanda at oynatan birçok kişi, gelecekte şimdinin Metin Cengiz'leri vs. olacaktır. Bizden önceki kuşakların unuttuğu herşeyi Şiir'in Varlıkbilimi'ne yerleştirmek gibi bir görevimiz, ödevimiz var. Bunu biz istemedik, onlar istedi.

Burada ve şimdi olmaktan başka hiçbirşey bilmiyoruz. Zaman ve mekan tarafından atıldığımız yerde, pikseller, renkler, dikitler ve çıfıtlar var. Şiir adına yapabileceklerimizin en zor yerinde durduğumuz ve ayağımızın kolayca kayabileceğinin bilincinde "yeniden-üretiyoruz".

Konvansiyonel olarak adlandırdığım alan içinde, ortalama zekanın (ve politikanın) anladığı türden şiir'in geçmiş yüzyılın safralarını bize cillop taşlar olarak satacağını biliyoruz. Bugün kendine "dergi çıkartıyorum" diyenlerin, kendilerine "şair" dedirtebilenlerin karşısında biz duruyoruz. Oysa Dil, görsel şiir'dir. Çünkü bunu bin kez açıkladık ki, yazı ile plastik bilgisinin eksikliği bütün bir ulusu mahçup bırakmaktadır. Ve bunda şairlerin "kabahati" oldukça fazladır.

İmge: aramızdaki fitne

Biz, İmge'den nefret ediyoruz. İmge'yi "temsil ile orjinal" arasında değil, "gerçeklik ile yanılsamalar" arasında görüyoruz. Tarayıcılar, harfler, bozuk görüntüler, kazalar ve kazaralar arasında yazıya bakıyoruz. Ve bu tür bir yazı, ancak şiirin alanı içinde konumlanabilir.

+1
-3
-1