Next Babylon: Isınma Turu Kazaları

Çok iyi!
0
O kadar iyi değil!
0

Next Babylon: Isınma Turu Kazaları

Çeviren: Suzan Sarı ( 2'de yayınlanmıştır.)

Şekçin fakat yaşlı bir bilgin bir şeyin mümkün olduğunu söylediğinde neredeyse tamamen haklıdır. Bir şeyin imkânsız olduğunu söylediğinde ise muhtemelen haksızdır. Arthur C. Clarke, "Profiles of the Future"

Düşünce, olumsuzlama hakkında hiçbir şey bilmez. [[Gilles Deleuze]], "Difference and Repetition"

Süreç kişinin kontrolünden çıkar, ama onu kimin kurduğu ve sırasıyla kim tarafından değiştirildiği az da olsa önemlidir. Constant, "New Babylon"

YENİMEKANA DOĞRU AKSİYOMLAR

10. Sanat yol yapma sanatıdır (Zeno). Düşünceyi kenarlarından kırar, yeniden yapar. 09. Mimari, ihtiyaç doğrultusunda yatacak yer temin etmeden öte, içinde yaşanabilir mekân örme sanatıdır. 08. İncelik, en az güçle en büyük etki yaratmayı başarmaktır. 07. Hem siberuzay hem madde-uzay gerçek ve fizikseldir ve her ikisi de ayrılamaz derecede sanallıkla sarmalanmıştır. 06. Siberuzay bilgi teknolojilerince oluşturulmuş; madde-uzay bilgi teknolojilerince çoğalmıştır. 05. Vaftiz, madde-uzaydan siber uzaya geçiştir; tersyüz etme siber uzaydan madde-uzaya. 04. Zaman ve mekan günlük anlamı dışında artık ayrı değildir, bir zaman-mekan dili gelişmiştir. 03. Bu yüzden genişletilmiş zaman-mekan dilinden, madde-uzay-zamandan, siber-uzay-zamandan konuşmalıyız. 02. Genişletilmiş zaman-mekan, madde-uzaydan siberuzaya bütün süremi kapsar. 01. Bu yeni sürem yenimekan-zamandır ya da yenimekan, kısaca transMimariye (transArchitectures) uygun mekandır. 00. Güzellik nesnel, anlam özneldir. İkisi bağıntısaldır. 000. Kazalar olur.

[[TESADÜFÎ YAZI]]

Bu metin daha uzundu, bu kitap için çok uzun. Metni tek tek düzenleyip yayına hazırlamak ve tesadüf sanatının yararlarını örneklendirmek yerine orijinal metni boyutunu küçültüp anlamları sarsan algoritmik süreçlere soktum. Doğal olarak bu süreçler birçok kaza, hata, kesinti ve en açık olanı sabitlikten öte yeniden birleştirmeye müsait bir yapı uğruna hiyerarşik yapısında umulmadık değişimler yarattı.

Aynı kuvvetle karşı koyan iki süreç kullanıldı: ilkin metnin temel yapısı internetteki malzemeyi özetlemek için düzenlenmiş bir program olan Data Hammer kullanarak tekrarlayan eksiltmelere maruz kalmıştır. İkinci olarak Constant’tan yapılan alıntılar Babelfish/AltaVista çeviri programı ile çeşitli dillere çevrilmiştir. Constant’ın cümleleri önce değişik bir dile sonra yeniden İngilizceye sonra yeniden başka bir dile ve her adımın çıktısı gelecek olanın girdisi olarak böyle devam eder.*

VE

00 [(transAccidents: Point of origin, English:) The process escapes one person"s control, but it matters little knowing who set it off and by whom it will be inflected in turn. (Constant, 1974)] 01 [(transAccidents: English to German:) Der Prozeß entgeht einer Steuerung, das der Person, aber er macht aus wenig weiß, wem es einstellte weg von und durch, wem wird es der Reihe nach gebeugt.] 02 [(transAccidents: German to English:) The process escapes a control, which for the person, but he makes from few white, whom it adjusted away of and through, whom it in sequence bent.] 03 Proses bir kontrol kaçar ,.Fakat,o,yap,kaçdan,beyaz,,,kimin,o,düzelt,,, a. Tüm biçim ve değerleriyle ölçümlemeye direnen genç, gerici ve eskice bir kuşak mimarinin yirmi yıllık meşguliyeti yeni karşıçıkışlarda, asırlık Kadimler ve (trans)Modernlerin çekişmesini tekrardan sahnelemeyi sürdürüyor. b. Mimaride avantgarde potansiyelin önemli keşiflerine adanmışlık gösterenler bile kaba fakat etkili yeni gelenin gerektirdiği radikal yeniden değerlendirmeler, kuramı yeniden değerlendirmelerle, araştırmaya, uygulamaya, pedagojiye, sanayiye, mimarinin tam tanımıyla kullanıma ve hepsinden önemlisi uzam anlayışımızın kendisine meydan okuyan yeniden değerlendirmelerle irkildiler. c. Bu yeni mevzuları incelemeyen eleştirel mimari kültür çalışmalarının bütün kavrayışlarının hızla biçimlenen yeni dünyayla tamamen alakasız olduğunu kabul etmenin katıksız gerekliliği ve emsal baskısı ve kendiyle mutabakata girmeyen, tekmeleyip çığlık atan yeni ruhun suyuna dalmış, sanal etkisinde olanları emniyete aldı. d. Küçük ve ensest sesli azınlığın mimari belagatı her ne kadar kendi kendini kutlama da olsa bilgisayarı kucaklama sürecinde dışarıdan herhangi bir ölçümle yavaş ve isteksiz görünen mimari söylem, imkânın sınırı ve ortaya çıkışı arasında şüpheli ileri-mimari düşüncede yirmi yıllık bir dönemi rahatlıkla kontrol etmeyi sürdürmüştür.

04 [(transAccidents: English to Portugese:) O processo escapa de um controle, que para a pessoa, mas ele faça de pouco branco, de quem ajustou afastado e através, quem ele na sequência se dobrou.] 05 [(transAccidents: Portugese to English:) The process escapes of a control, that stops the person, but it makes of little white, of who he justified moved away and through, who it in the sequence if he folded.] 06 Proses kaçar. Fakat,o yapar

e. Hala işler olan bu aracılandırılmış sanalın hermenetik seyreltilmesi sanalı, uzlaşımsal, çok çarpıtılmışsa yapılanmış biçimi üstüne bindirilmiş gizil bir yorumlama olarak vurgular, fakat kültürlü çevrelerce getirilmiş, ortaya çıkışın, eşi görülmemiş uzamsal uygulamanın ve yerleşim usüllerinin müjdecisi olan “transMimari” terimi altında topladığım, interaktif, gizil, ve görünmez biçimler, non-lokal ve non-retinal sosyal uzam, telepresence(orada olmadan orada olmak), ilave gerçek, nanouzay, her yerde olan ve içinde oturulamaz hesaplama, karmaşık uyarlanabilir sistemlerin morfogenetik uzamı ve zaman-mekanın birçok gelişmiş çağdaş topochronometry anlayışı gibi yenimekan alanların sorularını reddeder. f. Eleştirel mimari kültür çalışmaları, yeni bağlamımıza gereken yeni okuryazarlık türlerini beslemenin yolunu aramaktansa, çeşitli biçimlerini, koltuğundaki bir filozofun bakış açısıyla ölçümlemeyi teorize etmeyi amaçlar. g. Tek başına mantık veya biçimcilikle doğru olanın toplamına ulaşamayacağımızı kanıtladık: sezgi tek, nadir, uygun, doğru ve güçlü ifadeler arasında uzanan geniş gürültü çöllerinde kurulacak bir köprü için lazımdır. h. Sanallığın mimariyle ilişkisi tartışması bağlamında da olsa Deleuze tarafından yapılan bir ayırım bugünkü söylemde mantra haline gelmiş ve ciddi karışıklığa neden olmuştur. 07 [(transAccidents: English to French:) Les évasions de processus d"une commande, ces des arrêts la personne, mais lui fait de peu de blanc, de qui il a justifié déplacé loin et à travers, qui il dans l"ordre s" il se pliait.] 08 [(transAccidents: French to English:) The escapes from process of a command, these of the stops the person, but makes him little of white, which it justified moved far and through, which it in the order if he yielded.] 09. Prosesden firar.Fakat,onu küçük yap

i. Terimlerin bu bölünmesi yeni meydan okumalarla daha meşgul bir üretkenliğe yönelten aydınlatıcı bir kavram olarak değil, ensest ve başıboş bir tartışmaya kabul edilmiş kıdemli üyelerin ortak kabulü için politik bir şifre olarak, bir şamata patırtısı gibi alınmış ve geniş bir yinelenme alanı bulmuştur. j. Bu düşüncenin çizgisinin yöneliminin şüpheli olduğu, mimarinin hep sanal olageldiğini ya da en azından bir anlamda sanallıkla ilgilendiğini, bazı temel yönleriyle sanallığın çalışmaya içkinkiliğine, bilgi teknolojisi ve ölçümlemeye, başka bir deyişle hayata geçirme dayanağına gönderme yapmaksızın yer tuttuğu halde ulaşılabilir olmayabileceğini düşünenler tarafından varılan anlaşmaya dayanarak anlaşılabilir. . k. Matematik ve biyolojiden yararlanarak “ayrımsama”(differentiation) ve “ayrımsama” (differentiation)’yı birbirinden ayırmak ve “ayrım/sama” (different/tiation ) diye karmaşık bir çift kavram öne sürebilen Deleuze sanalın somutluğu konusunda nettir. 10 [(transAccidents: English to Spanish:) Los escapes del proceso de un comando, éstos de las paradas la persona, pero le hacen poco del blanco, que alineó movido lejos y por, que él en el orden si él rindió.] 11 [(transAccidents: Spanish to English:) The escapes of the process of a commando, these of the shutdowns the person, but do little to him of the target, that it far aligned moved and by, which he in the order if it rendered.] 12 Prosesin firarı.Fakat,yap,küçük,ona,hedefden,,

l. “Aslında sanal, gerçek nesnenin tam olarak bir parçası olarak tanımlanmalıdır; nesne, nesnel bir boyuta saplanmış gibi sanalda kendinden bir parça taşısa da” diye yazarak sanalı nesnel bir tavır olarak öne sürecek kadar ileri gider. m. Uzun ömürlü Palladio’nun, inşa edilen ve çizilen arasındaki uyumsuzluğu yüzünden ve mimarinin metafiziksel yanına verdiği öncelik hususundaki önermesiyle mimarları heyecanlandırmaya devam ettiğine şüphe yok. n. Deleuze’ün yorumunun mimari bir söylemden gerici bir konuma nasıl getirildiğini Platon’u anımsayarak anlayabiliriz: sanal, Platonik idea ile eşitlenmiştir ve böylelikle Deleuze’ün ‘ideal’ anlayışına pek de uymayan modası geçmiş bir anlayışla metafiziksel olmuştur.

13 [(transAccidents: English to Italian:) Le fughe del processo d"un commando, queste degli arresti la persona, ma fanno piccolo a lui dell" obiettivo, che lontano ha allineato mosso e da, che lui nell" ordine se rendesse.] 14 [(transAccidents: Italian to English:) The escapes of the process of a command, these of the arrests the person, but make small to he of the objective, than far away it has aligned moved and from, than he in the order if it rendered.] 15 Prosesin firarı.Fakat,yap,küçük,_e,o,objektifden,,

o. Sanalı ‘ideal’ ile karıştırmak bizi tam olarak belirgin, dalmış, deneysel, bölüştürülebilir olan sanallığın teknolojiyle cisimlendirilmiş yapılandırma projesindeki en önemli noktaya duyarsız kılar. p. İmkânsızı metafiziksel tarafta bırakmak için verilen başıboş ve sözde-harikaya yaslanan soyut çabalamanın aksine, imkânsızı imkân olarak kazanma uğraşı hala somut bir amaçtır. q. Cisimlenmiş aklı kabul etmek, modası geçmiş Kartezyen ruh-beden ayrımını geçerli kılar, bir “yapı olarak sanal” biz onu inşa ediyormuşuz gibi varlık kazanan somutlaşmış bütün o problemli fakat zengin özgüllüğüyle sanallığı temsil eder. r. Diğer yanda, “ideal olarak sanal”, hem aklı ve hem siberuzayı mümkün kılan fizik ve materyal matrisini vurgulama uğraşını kısa tutar; “ideal olarak sanal” uzlaşımsal uzamda tek başına, kibir belagatı şekli verip dünyayı değişmemiş bırakan uzlaşımsal biçimler yaratmada, kendisini kısıtlar.

16 [(transAccidents: English to German:) Die Entweichen des Prozesses eines Befehls, diese der Anhalten die Person, aber bilden klein zu ihm des Lernziels, als weit weg es bewogen und von, als er in der Ordnung übereingestimmt hat, wenn es übertrug.] 17 [(transAccidents: German to English:) An escaping of the process of an instruction, this for that stopping the person, but form small to it the training aim, when far away moved it and of, when it corresponded in the order, if it transferred.] 18 Bir *escaping.Fakat,meydana_gel,küçük,ona,talim,,

s. “ideal olarak sanal” üyelik ve dışlamaya yönelik güç oyunları oynamak için toparlayıp açıklayarak iş görürken, “yapı olarak sanal”ın, akışkan mimari, transMimari, hiperyüzey mimari ve diğer madde-uzay ve siberuzayın henüz adlandırılmamış karmaşımlarını da içeren varolan, ortaya çıkan ve henüz bulunmamış ifade biçimlerini de kapsadığı konusu da bu noktada seçik olmalıdır. t. Mimarlar da ayrımsal geometri ve scripting anlamayı gerektiren bilgisayar animasyonları ve simulasyon yazılımlarıyla buluşmaya başladıkça yeni becerilere olan gereksinim de açığa çıkıyor. u. Vatandaşlar, tam tekmil Sitüasyonist ‘bunalıma karşı hayat’, détournement, décor, the dérive, labirent, üniter şehircilik, muhit(ambiance), psikocoğrafya kavramları uygulayan, çevrelerini uygun gördükleri gibi değiştirmekte özgür olan yaratıcı göçebeler sayılmaktadır. 19 [(transAccidents: English to French:) S"échapper du processus d"une instruction, ceci pour cet arrêt de la personne, mais forment petit à lui le but de formation, une fois loin écarté lui et de, quand il a correspondu dans la commande, s" il transférait.] 20 [(transAccidents: French to English:) To escape from the process of an instruction, this for this stop of the person, but form small with him the goal of formation, once far isolated him and from, when it corresponded in the command, if it transferred.] 21 Prosesden kaçmak için.Fakat,meydana_gel,küçük,onunla,amaç,,

v. Non-Sitüasyonistler, bilinen ya da öngörülen hiçbir ekonomik veya politik sistemde gerçekleştirmesi olası görünmeyen çok büyük bir çapta mimarinin ve yaşamın yeniden değerlendirmesini içeren bir tasarı gördüler. w. Bunun nedenleri, tasarılarının, içinde çalıştığı gerçekliğin eleştirisi olduğuna dair hiçbir sorun olmaması ve tasarılarının kavranmasının gerçeklikte önemli değişiklikler gerektirmesidir. x. Constant’ın mekânlarının çok özel işlevleri hiç olmamış, ya da kullanım anlamında kendilerini açıklamamıştır, bir labirentin içinin cazibesini taşımasına rağmen birinin orda nasıl yaşayabileceği anlaşılır değildir. y. Constant bize sanal uzamını sezebilmiş gibi gelse de şimdi anlıyoruz ki zamanının teknikleriyle vizyonunu uzlaşıtıramamış ve bu yüzden vizyon için ne kadar yetersiz de olsa eldeki malzeme ve teknikleri kullanarak akıl gözüyle gördüğünü önermiştir. z. Tüm evreni örten üstyapısal çerçevenin yerini global internet, World Wide Web altyapı sistemi ve hücresel telefon şebekesinin birleşmesi ile tüm küreyi kablosuz elektronik ulaşıma açan alçak yörünge uydularının buluşması almıştır.

22 [(transAccidents: English to Spanish:) Para escaparse del proceso de una instrucción, esto para esta parada de la persona, sino formar pequeño con él la meta de la formación, una vez que lejos le esté aislado y de, cuando correspondió en el comando, si transfirió.] 23 [(transAccidents: Spanish to English:) In order to escape of the process of an instruction, this for this shutdown of the person, but to form small with him the goal of the formation, once far he is to him isolated and of, when it corresponded in the commando, if it transferred.] 24 Siparişde,_e,kaç,,.Fakat,_e,meydana_gel,küçük,ile,,

aa. Mekânların, kopya orijinale özdeş ve yeniden üretim maliyeti sınırsal olduğunda tamamen anlamlı olan bir uygulama olan kopyalayarak ve uygun paylaşılabilir yazılım bileşenleriyle kurulması kişisel mülkiyet yoksunluğu ve umumi malların paylaşımı zaten çoklu-kullanıcılığın geçerli olduğu çevrelerdeki durumdur. bb. Spesifik işlev yoksunluğu tamamen algoritmik uzamın akışkan çeşitliliğini ve McLuhan’ın telefonun anlamının herhangi önemli ya da önemsiz bir konuşma değil de telekominikasyon olması örneğindeki gibi vasıtasıyla iletilen herhangi belli bir içerik değil, ortamın anlamının, ortamın kendisi olduğundaki ısrarıyla tam uzlaşımını sürdürmektendir. cc. Bunlar tek başına kolaylıkla sanal uzama çevrilebilirler, akli fiziksel uzama çevrilevilebilecekleri gibi, yani gerçek ve sanal arasındaki sürem olan transMimarinin mülkiyeti, yenimekanın mülkiyetinde varolurlar.

25 [(transAccidents: English to French:) Afin de s"échapper du processus d"une instruction, ceci pour cet arrêt de la personne, mais former petit avec lui le but de la formation, une fois que loin il est à lui a isolé et de, quand il a correspondu dans le commando, s" il transférait.] 26 [(transAccidents: French to English:) In order to escape from the process of an instruction, this for this stop of the person, but to form small with him the goal of the formation, once that far it is with him isolated and from, when it corresponded in the commando, if it transferred.] 27 Siparişde,_e,kaç,prosesden,,.Fakat,_e,meydana_gel,küçük,ile,,

dd. Ne çevrimiçinde ne hoşumuza giden ne de tanıdık gelen yeni bir şehrin bir yerinde olduğumuzda, yalnızca hem onların hem de bizim üçüncü bir uzamda, sıradaki yeni Soft Babylon’da karşılaşabileceğimiz insanlar vardır. ee. Constant’ın çabaları inşaedilemezdir, yine de gerçeği salıveren somut bir ütopya ile ilgilenmiştir, “ideal olarak sanal” mimari inşaedilebilir olduğu halde bile eskitilmiş içkin ve metafiziksel görünümü altında imkânsızı keşfeden soyut bir ütopyayla ilgilenmekteyken. ff. Constant’ın önerileri yalnızca mimarinin biçimlerine değil onu üreten ve içinde yaşayacağı toplumun kalıplarına meydan okumaktadır; “ideal olarak sanal” mimari yeni biçimler önerir ancak onları şüphesiz üretecek olan topluma bırakır.

28 [(transAccidents: English to German:) um vom Prozeß einer Anweisung zu entgehen, lokalisierte dieses für diesen Anschlag der Person, aber klein mit ihm das Ziel der Anordnung zu bilden, sobald das weit es mit ihm ist und von, als es im Kommando entsprach, wenn es übertrug.] 29 [(transAccidents: German to English:) in order to escape from the process of a statement, this localized for this impact of the person, to form but small with him the target of the arrangement, as soon as that is far it with it and of, when it corresponded in the command, if it transferred.] 30 Siparişde,_e,kaç,prosesden,,.Fakat,

gg. Siberuzay için bir şey tasarlamaya kalkışmış herkes çok iyi bilir ki sınırlamalar katıdır, kaynaklar tutumlu harcanmalıdır, bir sürü ölçütün uyumlu olması gerekir ve en basit şeyin olması için itinalı bir mühendislik gerekir. hh. Hiperlink aralığına açılan zaman-mekân genel olarak anlaşılabileceği gibi sanal gerçekliğin zaman-mekânı değil, bir meta-zaman-mekândır; başlangıcından belirsiz, aracı ve işaret ettiği güzergâha tutturulan bağlantıdaki belirtisi geçişe açılan bir zaman ve mekânın. ii. Bu; saf, bilgi akışının oranı ve görev tamamlamanın tahmini gibi ikincil ilgilerin bilgisi ile doldurulmuş olmasıyla kullanımdışı kalan tuhaf bir zaman-mekândır, yeni mimarlığa uygun bir zaman-mekân olarak kullanımını bekleyen bir zaman-mekân gibi. 31 [(transAccidents: English to Portugese:) a fim escapar-se do processo de uma indicação, isto localizou para este impacto da pessoa, ao formulário mas pequeno com ele o alvo do arranjo, assim que aquele fosse distante ele com ele e de, quando correspondeu no comando, se transferisse.] 32 [(transAccidents: Portugese to English:) the end to run away itself of the process of an indication, this located for this impact of the person, to the form but small with it the target of the array, thus that that one was distant it with it and of, when corresponded in the command, if transferred.] 33. Son *itself' kaçmak?*~

jj. The Naked City, Paris planından parçaları ve ayrık uzam boyunca bağlantılara işaret eden kalın okların grafik dili kullanarak, yakınlıklarına göre değil psikocoğrafik muhitlerin bir orkestrasyonu, kente uzak yerleşimlerin birleştiği kentsel bir koşul sezinler. kk. Gerçekte bu tür bir iç- ya da trans- uzam sinema sanatının sinematik görüntünün editörünü eksiltmeden, kopukluğa uzanan bitişiksizlik yoluyla anlamların mimarı gibi davranmasına müsaade eden önemli bir parçası olmuştur.

ll. İki boyutlu uzam için yapılan bağlantılanmış üç ya da daha çok boyutlu uzamlar için de yapılmalıdır, yalnızca perspektife uygun sahne görüntüleri birleştirilmiş uzamları değil, biçim ve hareketlerin birinin etkisini kaybedip diğerin etkinleştiği (crossfading) zaman-mekanın üç ya da daha çok boyutlu içeriğini de yavaş yavaş birinden birine dönüştürmek (morphing) gerek. mm. Girişler ve pencere düzeni tasarımının tanıklığında kültürel süreç ve zamanla, bir uzamdan diğerine geçişin ayrıntılandırıldığını temel alan bir mimari tarihi yazılabilir.

34 [(transAccidents: Italian to English:) l" estremità da funzionare via in se del processo d"un" indicazione, questa situata per questo effetto della persona, alla forma ma piccolo con esso l" obiettivo dell" allineamento, così di che quell" era distante esso con esso e di, una volta corrisposto nel comando, se trasferito.] 35 [(transAccidents: Italian to English:) the extremity to work via in if of the process of an indication, this situated for this effect of the person, to the small shape but with it the objective of the alignment, therefore of that that was distant it with it and of, once corresponded in the commando, if transferred.] 36 Uç,_e,çalış,yolu_ile,içinde,eğer,,

nn. "In girum imus nocte et consumimur igni”, “Döne döne gideriz geceleyin ve ateş tarafından yutuluruz” Enternasyonel Situasyonist mottosu ve Guy Debord’un bir filmin adıdır. oo. Marx’ın “Katı olan her şey havaya karışır” sözünü rahatlıkla “ Katı olan her şey bilgiye dönüşür” ve “ Bilgi olan her şey hiperuzaya dönüşür” diye dönüştürebiliriz. pp. Manzara/gösteri, zamanımıza hükmeder ve New Babylon inşa edilir; gezegenin yüzeyinde megayapısal bir ağ gibi değil, Soft Babylon gibi, hem küresel internetteki altyapısal sanal uzam, hem de ötekenti, ötemodern, madde-uzay yapmaktaki gizli itki gibi.

37 [(transAccidents: English to Spanish:) persona, a la dimensión de una variable pequeña pero con él el objetivo de la alineación, por lo tanto de el que era distante con ella y de, correspondido una vez en el comando, si está transferida.] 38 [(transAccidents: Spanish to English:) the extremity to work via inside if of the process of an indication, this located for this effect of the person, to the dimension of a small variable but with him the objective of the alignment, therefore of which he was distant with her and of, corresponded once in the commando, if it is transferred.] 39 Uç,_e,çalış,yolu_ile,içinde,eğer,,

qq. Geleneksel mimarinin yeni biçimsel keşifleri şüphesiz hem madde-uzayda hem siberuzayda tasarlanabilir ya da kurulabilir olanın alanını değiştirecek aletler olmaya devam edecektir, fakat asıl yeni meydan okumalar nonretinal, dinamik ve soyut olacaktır. rr. Gösterinin yangınından kaçmanın bir yolu yoktur, yalnızca ona direnip zaman zaman bir ucundan diğerine yanmayacak kadar hızlı bir şekilde uçulabilir. ss. Hem yeni Kadimler hem de ötemodernler çekim alanına yakalanmıştır fakat belki de ötemodernler akışkan kalıp ateşle oynamayı öğrenirken, gerici yeni Kadimler kolayca kuruyup ateşlendikten sonra yanıp gidecektir.

HERŞEY SÖYLENİP YAPILDIĞINDA

— Yenimekan büyük ticaretin hizmetinde, büyük karlarla güdümlenmiş ve çok büyük hatalar yapıyor olan büyük teknoloji tarafından oluşturuluyor.

— Sitüasyonist, tarihi düzenbaz Odysseus ve çağdaş hacker gibi hem öz-disiplinli hem de asi bir karakterdir.

— Müzik, ciddi müzik yapıyoruz neden mimari yapmayalım, ciddi mimari, öteMimari.

— Döne döne aynı yere gidiyoruz: In girum imus nocte et consumimur igni (bir palindrom, yaklaşık anlamı; “döne döne gideriz geceleyin ve ateş tarafından yutuluruz”)

*Ç.N. Metnin orijinalinde numaralandırılmış tümcelerde sıra; önce İngilizce olmayan bir dile çevrilen cümle sonra tekrar İngilizceye çeviriliyor. En son çıkan haliyle cümleyi bahsedilen çeviri programlarının bir benzeri, Turing, İngilizce - Türkçe çeviri yapan bir program, ile çevirip sıralamada -çok yetersiz ve yanlış da olsa aynen- üçüncü olarak kullandım.

Referanslar :

Andreotti, Libero and Costa, Xavier (eds.) (1996) "Situationists: Art, Politics, Urbanism," Barcelona: Museu d"Art Contemporani de Barcelona. Andreotti, Libero and Costa, Xavier (eds.) (1996) "Theory of the Dérive and other Situationist Writings on the City," Barcelona: Museu d"Art Contemporani de Barcelona. Clarke, Arthur C. (1973) "Profiles of the Future: An Inquiry Into The Limits of the Possible," New York: Harper & Row, Publishers. De Melo Pimenta, Emanuel (1997) "Arquitectura Virtual: Architécti," Vol. VII, Nov/Dez/Jan 98, Barcelona: Editora Trifório, LDA. Deleuze, Gilles (1968), "Différence et Repetition," Paris: Presses Universitaires de France. Lambert, Jean-Clarence (ed.) (1997) "New Babylon: Constant: Art et Utopie: Textes Situationnistes," Paris: Éditions Cercle d"Art. Lefèbvre, Henri (1991) "The Production of Space," Oxford: Blackwell Publishers, Ltd. Matsunaga, Naomi (1998) "Transarchitectures in Cyberspace: Ten Architects Who Stimulate The World," Tokyo: Nikkei BP. Möller, Christian (1994) "Interaktive Architekture," Berlin: Aedes Galerie für Architektur und Raum. Plant, Sadie (1992) "The Most Radical Gesture: The Situationist International in a Postmodern Age," London: Routledge. Sadler, Simon (1998) "The Situationist City," Cambridge: MIT Press. Sakamura, Ken and Suzuki, Hiroyuki (1997) "The Virtual Architecture: The Difference between the Possible and the Impossible in Architecture," Tokyo: Tokyo University Digital Museum. Soja, Edward W. (1996) "Thirdspace: Journeys to Los Angeles and Other Real-And-Imagined Places," Oxford: Blackwell Publishers, Ltd. Levine, Joseph M. (1991) "The Battle of the Books: History and Literature in the Augustan Age," Ithaca: Cornell University Press.

i Arthur C. Clarke (1973) "Profiles of the Future: An Inquiry Into The Limits of the Possible," New York: Harper & Row, Publishers, p. 14. ii Gilles Deleuze, "Difference and Repetition," New York: Columbia University Press, p. 207.

Kaynak: