bir taşra (!) dergisinden alıntı

Birincil sekmeler

Brecht'in Arturo Ui'nin Önlenebilir Tırmanışı adlı oyunu bana hep "önlenemez tırmanış"ları çağrıştırır. (Konusu itibariyle de dikkate değerdir.) Daha doğrusu işin içine ironi girecekse ben "önlenemez tırmanışı" tercih ederim. Çünkü o tırmanış yukarıya doğru bir hareket olmasına rağmen tıpkı freni boşalmış bir arabada olduğu gibi "inişi" ve "çarpma"yı da cebinde taşır...

Bir önceki mim ile bağlantılı olarak "taşra" diye bir şeyin varlığına inanmıyorum. (edebiyat içi) Hele de taşraların amacı büyüyüp de merkez olmaksa zaten hiç taşra olmamışlardır da... Dergilerin artık fiziki olarak bir araya gelinmeksizin hazırlandığı, şiirlerin elektronik ortamda alınıp verildiği, hatta matbaalara dahi böyle gönderildiği bir zamanda coğrafya taşra olmaya yetmez... ya da bi tür taşra da vardır ki zihindeki o taşralılığı da hiçbir şey zaten yok edemez...

Bağlantılı bir örnek:

"Yılda ortalama 400 şiir kitabının, 150-200 şairli üç beş şiir yıllığının yayımlandığı gümrah ve bitek bir ülkenin nitelikli şair veriminin, teamül olduğu üzere 10 dolayında şaire yer veren bir iki kurum dergisince (kitap-lık, varlık, iki aylık olmasına rağmen yasakmeyve ve diğer bazı iki-üç aylık dergiler) karşılanamadığı ve işin mahalle başına çıkarılmaya başlanan amatörün amatörü şair dergilerine düşmekte olduğu kolaylıkla görülen bir gerçeklik bugün. Bildik yıllıklar, dergilerde ve nadiren kitaplarda yayımlanan şiirleri ikinci, bazen üçüncü kez yayımlayarak tartışmalı ve eğreti bir varlık değeri kazanabiliyorken; biz son harfi, varsa noktası-virgülü yeni konmuş, bildik deyişle dumanı üzerinde tüten taze şiirler arasından yapıyoruz seçimimizi ve bu açıdan özgünüz. Amacımız, Türkiye’deki her kuşak ve tarzın ortalama ve üstü şiir yazan şairlerinin bütününe yakınının temsilciliğini üstlenmektir. …

Akatalpa, aralık 2009, niçin çok ve şok şiir başlıklı giriş yazısı, r. dara

Etiketler: 

Yorumlar

serkan_isin kullanıcısının resmi

Çok iyi!
O kadar iyi değil!

Puanlar: -1

‘yukarı’ dedin

ben yazmıyorum mesela akatalpa'da, yazmadım da, muhtemelen de yazmayacağım. yani? yani ramis dara, cemaatçilik yapmış. kimse kimseye temsilcilik lahikası, plakası vermedi. bu kadar büyük bir ülkede, bu kadar az bir okurun karşısına kimse başkalarının adına çıkacak lükse ve aksesuara sahip değil. yayınladığı her şiir iyi mi akatalpa'nın? dergilerin yayınladıkları her şiiri iyi zannetmek gibi bir işleri yoktur, dergilerin çıkmak, sürdürmek ve okurlarına düzgün bir içerik sunmak gibi görevleri vardır. arada birkaç iyi şiir de olur, ama bu yeter şart değildir. mesela ramis dara, "çıkıyoruz işte, inatla" dese, eh anlayabilirdim bunu.

Sayfalar