Buradasınız

güle güle 2000-2010

Birincil sekmeler

O anda başka bir evrende..

sepp tarafından 29. Mart 2010 - 21:36 tarihinde gönderildi
Çok iyi!
O kadar iyi değil!

Puanlar: 7

‘yukarı’ dedin

Yılın beşinci yıllığı da [[Üç Nokta dergisi]]yle beraber çıktı geldi. Üç Nokta, 2009 baharında 2000’ler dosyası yapmıştı, 1 demişti… 2010 baharında (bahar sayılır yine de) 2000’ler 2 dosyasını yapmış oldu. ... Açıkçası birkaç gün önce dergiye de yıllığa da baktıktan, okuduktan sonra kafamda bir sürü şey oluşmuştu. Hatta buraya da alıntılayarak yazayım bazı şeyleri diye de geçirmiştim içimden. Ama bugün baktım da kendime, elbette söylemek istediğim birkaç şey var ama hiç alıntı yapasım yok mesela. ... Yıllığı bir kenara koyarsak ki aslında dergiyle yıllık birbirine fena halde karışmış. Aslında yeni sayısı bir yıl sonra çıktığı için dergiye de “yıllık” demekte bir sakınca yok. Dergide de yıllıkta da aynı isimlere benzer sorular sorulması bir karmaşa yarattığı gibi, cevaplayanlar açısından da bıkkınlık yaratmış anladığım kadarıyla. Ki insanın okuyası da gelmiyor. ... Örneğin [[Haydar Ergülen]]’in yıllıktaki yazısı zaten bir süre önce star kitap eki’ndeki yazısı, İskender’in yazısı BirGün kitap eki’nde yazdığı yazı… Belki de insanlar da haklı, aynı sorulara gide gide ne kadar farklı yanıtlar verebilir insan… ... Tabii pek çok ilginç şey de yok değil. Örneğin Lale Müldür dergide “beni aramayan, sormayan, benden şiir istemeyen dergiyi niye izleyeyim” diyor. Fransa’da iki kitabım çıkacak vs. burada ciddiye alınmıyorum, selam olsun kabilinden şeyler diyor… Yıllıkta konuyu Ahmet Güntan’ın olaylı şiirine getiriyor, o dönem internette okuduğumuz yazısını yazısına katık ediyor.

[[Gülseli İnal]], 2000’ler yeni bir şey yapamaz, çünkü o yenilik 80 kuşağı tarafından yapıldı, bir gelenek oluşturmaları mümkün değil türünden şeyler söylüyor. Yeterince dergi yayınlanmıyor ama ben [[yasakmeyve]]yi seviyorum diyor. ... [[Mustafa Köz]], görsel şiir diyorlar, batı üç boyuta geçti diyor… ... [[Hilmi Haşal]], 4. ya da 5. sayısını yayımlayan mesela Kurşunkalem dergisini 2000’lere kokusu sinen dergiler arasında sayıyor… ... Bir başkası izlediği dergiler arasında “Haşhaşi”yi sayıyor. Henüz tek sayı çıkmış olan (ekimdi galiba) bir dergiyi izliyor…belli ki pek yorulmuyor izlerken…

Hilmi Yavuz “yenilik mi, Nostradamus’un kehanetleridir bunlar, göreceğiz” derken, Özdemir İnce, şimdiye kadar kuşakdaşım, yaşıtlarım ve benden gençler hakkında hiçbir şey söylemedim. Bence 19. yüzyılın ikinci yarısındaki şiir hakkında bile tam olarak bir şey diyemeyiz diyor. ... Tabii belki de haklılar çünkü Faris Kuseyri’nin bu kuşak için hazırladığı sorular kendi başına da takdire şayan.. Örneğin “bu kuşaktan yıllar sonra müfredata girecek olur mu” diyor? Ben de içimden bu sorunun kime ne faydası var diyorum… Ayrıca müfredat nasıl olur da bir ölçü olur? Sonra bir başka soruda 2000’lerin yenilik şiirine gebe olduğu konusunda ne düşünüyorsunuz deniyor… Şiirde yenilik, yenilik şiiri… başka şeyler… ... 2000’ler derken kastedilen nedir, 2000’lerde yazılan şiir, 2000’ler kuşağı, 2000’lerde şiir yazmaya başlayanlar… Hangisi? Hangisi nasıl kümeleşecek, hangisinden kim kimi nasıl soyutlayacak… Sahi bu tarih nasıl yazılacak? (şart mı ve böyle böyle mi acaba) ... Veysel Ç. Uzun uzun yazmış hem dergide hem yıllıkta… 75 dergi çıktı 2009’da irili ufaklı diyor… irili ufaklı dergiler arasında ilk bakışta gözüme çarpan Fayrap, Karagöz, Yediiklim, Dergah, yumuşak ğ dergileri yok.. Belli ki yüzünü bir yöne çevirmiş… Daha da fazlası yoktur üstüne gidilse eminim… Demek ki 75 değil 100’ü geçiyor rahat rahat… Bu artış da ilginç… Çünkü bu artışın bir karşılığı olmalı. Yani bu doğru orantılı bir artış değil… Arz-talep dengesi desek hiç olamaz. Ne arttı, ne artıyor ki dergi sayısı yükseliyor… Bu şartlar altında iki ihtimal kalıyor. Birincisi şair sayısı artmıştır. İstesek de istemesek de nüfus arttığına göre. Çünkü bizde bir insanın şair olma ihtimali onun “okur” olma ihtimalinden daha yüksek… Ya daha makul bir olasılık olarak, bölünerek çoğalıyoruz. Yani payda değişmiyor ama o hep bahsettiğimiz mikro-dergilere dönüşüyoruz. Giderek okura hiç de ihtiyacı olmayan, böyle bir derdi de tabii… ... Poetikhars itibariyle de güzel gibi olan ya da “sayılabilir”, poetik hars da zinhar da görsel şiir de ve hatta bazıları ısrarla hala “dadakorkut” yazmayı tercih etse de en azından bir şaha kalkmak yerine bir “kabül” var… Hakça söyleyişlere de rastlamak mümkün… Üstübal da mesela sorulara yanıt verirken bunu gözetmiş belli… ... Vs. vs… ... Yıllık için bugüne dek aldığım (-) eksilerle yetinerek bir şey söylemiyorum. Zaten suyun boyu başımızı aştı. (Ne zor olacak edebiyat tarihçilerinin işi rivayete göre). Bu saatten sonra bir yıllıkta olmak da olmamak kadar (olmayanlara endişe veriyorsa) yıllıkta olanlara endişe vermeli… Şöyle sağına soluna daha bir dikkatli bakmalı… (yız) ... Sonuçta ben şunu anlıyorum bütüne baktığım zaman. Bu dosya işleri ölmüştür. Daha doğrusu biz döne döne aynı şeyleri, döne döne aynı şekilde, aynı kişilere sorarak, aynı cevapları alarak işin cılkını zaten çıkardık. Ne okunabilir ne anlaşılabilir bir şey var. Zaten birkaç yazıda da “sorularınıza yanıt vermiş olmadım ama diyeceklerimi dedim” havası baskın… ... Aktif bir dergi çıkarıyor olsaydım eğer belki şunu yapmak isterdim. Ki sanırım bu en azından anlamlı bir yan yanalık olurdu. (Yahut da Üç Nokta ikiye böldüğü dosyanın iki yarısını da ikizleştirmeseydi yani) Madem 2000’ler denince yaşlısı genci, huylusu huysuzu herkesin aklına menfi ya da müsbet “yenilik” filan geliyor... Ama bu “yenilik” herkes için de başka başka… Aynı dosyada, ... [[Görsel şiir]] [[Deneysel şiir ]] [[Popülist şiir]] - [[Neo-epik]] şiir [[Çoksesli şiir]] [[Polilektik heterotopya]] [[Parçalı ham]] [[Madde şiir]] Ve dahi varsa [[yeni-hece]], [[neo-klasik]] vs.. eklenecek şey… ... Soru filan da sormazdım.. Siz anlatın arkadaşlar ne demek istediniz, örneklendirin dilediğiniz gibi… Herkesin, hepimizin haklarında uçarı sözler ettiği bu alanlar hakkında madem ki adsahipleri var, ordan bir okumak ve de yan yana görmek önemli olurdu… İlgili şiir çalışmalarıyla da tabii.. Sonra belki üstüne yeniden konuşulacaksa ucu da açık olurdu zaten… ... Çünkü öyle anlaşılıyor ki dergi okumuyoruz. Okuyorsak da “beşi bir yerde” okumadığımız kesin… ... Neyse… Çok şükür 2000’lerden sonra tekrar benzer soruları sormak için 10 yıl beklemek gerekecek muhtemelen… öyle ya bugünlerde 2010 kuşağı harıl harıl şiir yazıyor olmalı…