Neden Şiir Kitaplarımız öyle?

Birincil sekmeler

Şiir kitapları genelde 64 sayfa, 13x18 ebatlarına yakın, mizanpaj olarak gayet sıkıcı ve kapaklarından tutun da, cildine, kağıdına kadar sevimsiz görünüyor. Kullanılan yazı karakterleri sanki Gutenberg'in emriymiş gibi Times New Roman ve türevleri. Çoğu kişi zarf ile mazruf arasında bir seçim yapılması gerektiğini düşündüğünden olsa gerek, çok önemli kitapların bir türlü özel baskıları yapılmıyor. Yani şiir madem o kadar önemli milletimiz için, neden aşırı önemsiz bir şeymiş gibi basılıyor?

Şiir kitaplarının bu kılık kıyafetleri, hal ve tavırları hakkında ne düşünüyorsunuz?

ed.not: Konu ile ilgili izlenebilecek web siteleri arasında şunlar da var (, ve , , , , , yerli tasarımcılardan gibi isimler sayılabilir. Özellikle "kitap tasarımı" bir endüstri olduktan sonra standartlar oldukça yükseldi. biz tabi herşeyin gerisinde, hayatın tatilinde olduğumuz için bunlardan henüz haberdar değiliz.

Yorumlar

sepp kullanıcısının resmi

birkaç nedeni olabilir.. birincisi ve sanırım en önemlisi yayınevlerinin standart bir kapağa ulaşma özlemi. yani kitaba bakılınca hangi yayınevinin olduğunun anlaşılacak şekilde olması.. Ayrıca, raflarda duruşu, yayınevinin diğer kitaplarıyla yan yana gelebilmesi, kullanma alışkanlığı, "kağıt israfını" önleyecek şekilde bir tabakaya en çok kitabı sığdırabilme istekleri filan nedeniyle de tercih edilen boyut bu oluyor. YKY bunu seçtiği boyutla ve "henüz el değmemiş" sayılması amacıyla mı nedir sayfaların kesimini yapmayarak, eskiden "iyi şeyler" mesela yine boyutu değiştirerek filan farklılık oluşturmak isediler, istiyolar ama bu ne kadar işe yarıyor bilmiyorum. yani birinci yönü yayınevi tarafı... unutamadığım şiir kitabı kapağı var mı diye düşündüm.. bi şey gelmedi aklıma..

ikincisi de şair tarafı. çoğu zaman kapak kitaba dahil edilmiyor. biraz şu şiirin başlığı meselesindeki gibi.. kitabın adı, nasıl bir kapakta olacağından daha ötede mesela. hatta çoğu şairin kitabının kapağı konusunda hiçbir önerisi olmadığını, bazen olamadığını, kitap çıktıktan sonra gördüğünü de biliyoruz.. ve tabii şairin kendi kitabından ne tür bir görsel beklentisi ya da böyle bir tasarısı olup olmadığı da etkili oluyor. ve bi de zaten öyle zor koşullar altında oluyor ki çoğu zaman bu iş, kapak aşamasına geldiğinde şair neredeyse yazdığından bin pişman bi hale gelmiş de olabiliyor...

bir de şu var ki zaten daha yazılırken bu boyuta uygun yazma alışkanlığı da var bence içgüdüsel olarak.. yoksa farklı bir biçim farklı bir boyutu da gerektirebilirdi belki ama bu da özel tasarım filan olurdu galiba..

eh bi de okur tarafı var tabii.. okur sadece "müşteri" gibi görüldüğünde de renkler, doku vs.. girer işin içine.. ya da okurun da böyle bi beklentisi var mı sorusu...

serkan_isin kullanıcısının resmi

ayak üstü sorduğum birkaç soruya cevap verdi. En azından çok genç bir kitap kapağı ve kitap tasarımı konusunda fikirler de gelmiş oldu;

soru: kapaklarını tasarladığınız şiir kitaplarını okur musunuz?

cevap: Bazen. Şairin daha önce herhangi bir şiirini okumamışsam, mutlaka okuyorum.

soru: özellikle şiir kitaplarının tasarımlarını nasıl değerlendirmek gerekir, tasarımcı olarak bu konuda ilginizi çeken çalışmalar oldu mu?

cevap: Şiir nasıl edebiyatın haylaz çocuğuysa, şiir kitabının kapakları da öye olmalı diye düşünüyorum. alabildiğine serbest olmalı. Şairin sözcüklerle oynadığı gibi, kapakta da bir oyun olmalı. Bu konuda farklı işler ortaya koyan belli başlı yayınevleri ve tasarımcılar var tabi ki.

soru: şiirin okur ile ilişkisini ilk elden kuran kitapların tek bir elden çıkmış gibi aynı mizanpaj, aynı malzeme (yazı karakteri, boyutu vs) ile vitrinde durması, yayınevlerinin bu konuda fazla tutucu olmalarından mı kaynaklanıyor?

cevap: Tutuculuktan çok, bunun kolaycılıktan kaynaklandığını düşünüyorum.

derya kullanıcısının resmi

biz iç güzelliğe önem veriyoz.

har kullanıcısının resmi

çok önemli kitapların, bu arada önemli kitap için önceliklendirme kriteri ne bilmiyorum, özel baskıları neden yapılmaz bilmiyorum, yapılsa da bu özel baskı cilt ve kapak düzeyinde olacağını tahmin ediyorum.

benim bozulduğum, kişilerin kendilerinin bastırdığı şiir kitaplarında da(evet finansmanını kendileri sağlayarak) aynı tekdüzeliğin olması. hoş, buna da şaşırmıyorum, "bir karanfilin kızıllığında/buldum seni ey yar" yazıp, sesini titreterek okuduğunda kendini büyük şair sananlardan daha fazlasını beklemek saflık.

elif kullanıcısının resmi

“neden şiir kitaplarımız öyle”nin cevabını verebilmekten çok, bir okur olarak, şiir kitabı satın alırken kapak tasarımlarına dikkat etmediğimi söyleyebilirim.. kitapçıya girdiğimde, özellikle satın alacağım bir şiir kitabıysa eğer, önceden karar vermiş olarak raflara gidiyorum çoğunlukla. aradığım şairin kitabına odaklandığımdandır, belki bu yaklaşımım..

o kitabı ararken, elimi attığım başka şiir kitapları da oluyor tabii. ama şimdi düşünüyorum da, öyle anlarda da, kapağı sebebiyle incelediğim ya da beni çeken şiir kitabı olduğunu pek anımsamıyorum (tabii bu görüşlerde de bahsi geçen, tasarım mevzusuna özenmiyor olmamızın bir yansıması olabilir..) kapak tasarımdan çok, belki, şairin kitabına verdiği ad, bir yerden yakalıyorsa beni ya da dikkatimi, o zaman ancak elime alıp, inceleme gereği duyuyorum.

bir de şöyle bir durum var ki, maalesef okumayı sevdiğim şairlerin kitaplarına, kitapçılarda rastlayamayan bir okurum..(biraz acıklı oldu ama:) ya eski basım kitapları, ben geç keşfettiğimden kaynaklanıyor bu durum, ya da örneğin ’daki şairlerin (ya da öyle şiirler yazan şairlerin) kitaplarının ya tek tük, ya da hiç o kitapçılara ulaşmamasından.. (istanbul veya ankara dışında bir şehirde yaşıyor olmaktan mı kaynaklanıyor, bilemiyorum..)

o yüzden, en azından benim açımdan, kapak tasarımı daha geri planda kalıyor..

Sayfalar