Onu Sapı Bunun Çöpü Derken Biz Kaç Kişiyiz?

Birincil sekmeler

Aslında tam bir çakışma oldu diyebiliriz. Bugün Hürriyet, sanki çok önemli bir haltmış gibi "Flaş! Flaş! Flaş!" mahreci ile verdiği haber ile, nüfusumuzun 71 Milyon 517 Bin 100 kişi olduğunu duyurdu. Ve işin ilginç tarafı ise -ki bana sorarsanız gerçekten Flaşlık bir haberdir- 71 Milyon küsür kişinin yarısı (ki geçen senelerde de böyleydi). Bununla birlikte Altın Portakal Şiir Ödülü Jürisi, aslında neden yapıldığını pek anlamadığım bir basın açıklaması yaparak, Habertürk'ün başlığını atmasını sağladı.

Açıklamada şunlar denmiş:

"Altın Portakal Şiir Ödülü Düzenleme Kurulu'nun tespitine göre, Türkiye'de geçen yıl 150 dolayında şiir kitabı yayımlandı. Ancak bunların üçte biri dikkati çekebildi. Ekonomik kriz şiir dünyasını da açıkça etkilemiş görünüyor. Sadece şiir yayımlamayı uğraş edinen yayınevleri geçen yıl içinde bu amaçlarını askıya aldılar ve edebiyatın başka türlerine yöneldiler.

Şiir okuru da benzer bir eğilime girdi. Edebiyatın öteki türlerine oranla zaten fazla olmayan gerçek şiir okuru son dönemde kitap almakta zorlandı. Bugün Türkiye'de koşullar ne olursa olsun şiire sonuna kadar sadık kalan okur sayısı ancak bin dolayında tahmin ediliyor."

150 tane şiir kitabı, bu ülke nüfusunun okuma yazma serüvenine göre düşünüldüğünde, iyi bir rakamdır. 50 tane kitabın dikkat çekmesi ise, dikkat çekmenin ne demek olduğuna bağlı olarak değişir, ama yine de iyidir. Sanki o 50 kitabın tamamı "Waste Land", "Leaves Of Grass", "Safahat" vb. isimlerden oluşuyor, laf. Eş dost alışverişte görsün diye yazılan tanıtım yazıları ile sanki ilgi görüyormuş gibi yapılan kitaplardan başka neler ki onlar? Arada bir ortaya fırlayan "toplu eserleri, seçme şiirleri" derlemelerini de bir kenara koyarsak hele, elimize geçen yekûn 20'yi geçmez gibi geliyor bana, kabaca.

Bunun dışında jüri, gerçek şiir okuru (GŞO) diye bir birimden bahsetmiş. Tuhaftır bu gerçek şiiri okuru birimi, o kadar istikrarlı bir birim ki, kendimi bildim bileli (1990'ların ortalarından bu yana yani) değişmeden, tüm ihtişamı ile hepimizin damaklarını kurutmaya, iliklerini tapışlamaya devam ediyor: 1000 Gerçek Okur! 300 Spartalı gibi.

78 Milyon içinde 500.000 satışı geçebilen gazete kendisini ülkenin gündemini belirleme konusunda usta sayabiliyorsa, 150 kitap çıkartabilen bir şiir kamusu da, fena değildir, ne bekliyorsunuz ki? Yalnız 0 değişmez ve değiştirilmesi teklif edilemez 1000 kişi, yaşlanmıyor muhtemelen, maazallah eğer aralarından bazıları eksilirse, yerlerine kimleri alacağız?

Bu ülkede 75.000 baskı yapan şiir kitapları var, ama nedense yıllıklarımızda görünmez, okurlarını da pek okurdan saymayız -gerçek olamayacak kadar fazladırlar, bu ülkede değme şairden fazla tanınan, bilinen, gittikleri yerde "büyük şair" muamelesi gören -gerçekte aslında şarkı sözü yazan- insanlar var, onların da okurları pek bu listelere dahil edilmez. Varsa yoksa, gerçek şiir okuru!

Diyeceğim o ki, bu gerçeküstü, şiir kamumuzda, bir tuhaflık yok mu? Bir işletme nasıl olur da, sadece 1000 kişiye hizmet vererek ayakta kalmayı düşünür? Bu işkenceyi kendisine neden yapar? Bu yukarıdaki açıklamaları uzun zamandır duyuyoruz ve haksız da değiller. Fakat dergilerimizde, yıllıklarımızda (Metin Celal'i de anmadan geçmeyelim burada) neden bu "sibernetik" şiir okurunu da almıyoruz, alamıyoruz? Hadi, biz, en azından ipin ucunu kaçırmış şekilde "deneysel" birşeylere bulaştık diyelim, zaten okurumuzun fazla olmasını beklemiyoruz. Ama sizler? Sözlü Kültür'ün İnsanları, Şairleri! Son 80 yılı Söz'ün Ultra-Galibiyeti'ne ayırmış, lafzdan, kelamdan, propagandadan, slogandan, reklamdan, epikten, lirikten öte başka bir şey olmadığını düşündüğünüz şiiri, şairin sözünü filan, neden günde 450 kelime ortalama ile iletişim kuran Halkın ağzından gezdiremiyorsunuz? Bunda bir tuhaflık yok mu?

Denilmiş ki: "Edebiyatın öteki türlerine oranla zaten fazla olmayan gerçek şiir okuru son dönemde kitap almakta zorlandı." Böyle bir zorluk ne kadar gerçekçi olabilir? Ülkedeki insanların çoğu görece zenginleşti, örneğin cep telefonuna, televizyona, bilgisayara, sinemaya vb. bi ton para döküyor. Bir şiir kitabının 500, 600 TL'lik cep telefonları karşısında ederi nedir? Ayda 1 tane şiir kitabı satın alınsa, 12 ayda taş çatlasa 100 TL çıkar cepten? Yılda ortalama 100 TL kitaba yatırmayan bu halkın arasında 1000 tane cengaver mi var sadece?

Hadi onu bırakalım, benim kuşağımda, birlikte çalıştığım kişilerin çoğu hayatları boyunca bugüne kadar toplamda 100 TL kitaba para vermemişlerdir. Çünkü hayatlarında şiir diye birşeye yer yok. Aileleri onları nasıl yetiştirdi ise, bu toplum onlarda nasıl öncelikler yaratmaya çalıştı ise, onlar da aynen o önceliklerle hayatlarına devam ediyorlar. Bu insanları suçlayabilir miyiz? Onları kazanmak için ne yaptık? Okulda nefret ettikleri o edebiyat derslerini, sivil dünya adına değiştirmek için nasıl bir çaba harcadık? Hiç bir halt yapmadık, yapmadınız.

Şiiri vuran Kriz, ABD'nin yaşadığı "konut" krizi değil, şairin ve okurun yaşadığı "ev" krizi ve bu kriz, 100 yıldır devam ediyor. O "seçkin" çevremiz ve okurumuzla, lütfen geleceğe, daha bir güvenle!

Yorumlar

har kullanıcısının resmi

28 yaş altı nüfusun, toplumun yarısını oluşturduğunu ve şiir okunmasından söz edildiğini görünce daha önce de kısaca bahsettiğim Kül Öykü'nün "" sorusu aklıma geldi. Bir çocuk şöyle cevaplamıştı:

"Bence hiçbir şey olmazdı. Sadece şiir olmamış olurdu. Hayat yine devam ederdi. Annem, babam, ben şiir okumuyoruz diye başkalarından farklı değiliz ki..."

Buradan çocuğun şiiri bilmediğini de, gelecekten de çok umutlu olmamız gerektiğini de düşünebiliriz, bunun yanı sıra benim aklıma takılan GŞO..

Gerçek şiir okuru fena halde kafamı kurcalıyor, sadece şiir kitabı mı satın alır, bu okuma sürecinin girdisi olduğuna göre neden herhangi bir çıktısı olmaz, değerlendirme adına neden birşeyler yazmaz?

Gerçek şiir okuru deyince, gerçek şiir midir, okur mudur? Gerçek şiir okur davranış modeli tanımlanabilir mi? Ne yer, ne içer, nasıl geçinir, nerelerde gezer?

Listeyi daha çok uzatabilirim.

serkan_isin kullanıcısının resmi

, edebiyat dergiciliği, yayıncılığı ya da herhangi bir tür yayıncılık konusunda istediğimiz, arzu ettiğimiz hedeflere pek yaklaşabilmiş değiliz. Ancak şu da var, hiç bir sistem diğer sistemlerden keskin çizgilerle ayrılıp incelenemiyor. Her şey birbirine bağlı ve birbirini etkiliyor.

Durum böyle olunca, ülkemizde yer alan tuhaflıkların sadece tuhaf oldukları için bir anlam ifade etmelerini bekleyemiyoruz. Son 30 yılın sadece bir geçiş süreci olduğunu düşünerek de umut filan büyütülmüyor. Geçiş ama neye ya da nereye doğru geçiş?

Klişe ve propaganda/slogan söz enerji değeri olarak hala siyasal ağırlıklarını ve değerliklerini koruyor. Hiç bir "açılım" vaat ettiği simülatif etkiyi bile gerçekleştiremiyor, gündem ya da güncel çirkefinde yüzüp duruyor. Üzerine basıp ümüğünü sıktığı herşeyin üstünde nefes alarak.

Edebiyatın/şiirin kendi okur kitlesini yaratamadığı açık. Pazarlama tekniklerini ise hiç bir zaman hafife almıyorum örneğin Orhan Pamuk'u Nobel'e götüren şey ülkesinde okunması olamaz sadece?

har kullanıcısının resmi

"Kriz şiiri de vurdu" haberinden sonra, bugün de [Maddeleme: External target “http://"Kriz geldi, kitap satışları arttı."” not found] haberi çıktı. Haberde % 20 gibi bir oranda attığı söyleniyor, iddialı bir oran. İddia da internet kitapçılarına dayandırılıp, psikolog Budak'ın “Ekonomik sorun yaşayanlar hayat tarzını sorgular.” sözüne yer verilmiş. Ben de haberde yer alan internet kitapçılarının en çok satanlar ve en çok arananlar listesine baktım, aralarında şiir kitabı olmamasının yanı sıra, hayat tarzını sorguladıklarını kitaplar da oldukça ilginçti.

Sayfalar