şair etiketi ile yaftalanmış yazılar

Şairlerin söylediği en aptalca 9 şey

(Neden dokuz bilmiyorum. Ama az sonra okuyacaklarınız tamamen hayal ürünüdür, Büyük Türk Şiiri ile ilgisi yoktur.)

9) "Bu tamamen zevk meselesi!"

8) "Bugün gözardı ediliyoruz ama gelecek kuşaklar yaptıklarımızı sevecek."

7) "Bu şiir müthiş çünkü filan kişi tarafından yazıldı."

6) "Şiir şöyle olmalı, böyle olmalı.."

5) "Söyleyecek iyi bir şeyin yoksa, asla hiçbirşey söyleme" (Bunun altında yazılı olan "Edebiyat eleştiri dersini Dale Carnegie'den mi aldın?" mealindeki şey hoşuma gitti.)

4) "Şiir hiçbir zaman popüler değildi."

poet köşesi

BirGün de uzun bir aradan sonra yeniden kitap eki vermeye başladı. 15 günde bir.. zor bir periyot...

İlki "kürt dosyası", ikincisi "ekim devrmi" dosyası ile çıktı. Üçüncüsünü de "levi-strauss" dosyası olarak duyurmuşlardı. Ama "Erken Cumhuriyet" dosyası olarak geldi.

Bu arada bu sayıyla birlikte bir de "POET" köşesi yapmışlar. Bir de şiir yayımlamışlar... Şair veya şiir filan değil de köşenin adının "POET" olması ilginç olmuş tabii...

fotoğraf

Dergilerde, kitapların arka kapaklarında rast geldiğim şair fotoğraflarına baktığımda, hiç bir şairin iyi poz verebildiğine şahit olmadım. Öykücüler ve romancılar farklı tabii, mesela Ece Vahapoğlu süper pozlar verebiliyor. Günümüzde geçerliliğini kaybetse de, "Edebiyatçıların Arkası Şiirli Armağan Fotoğrafları" vermek gibi bir huyları varmış. Bu konuda bir makale okudum. Doğrusu bir edebiyatçı unutulmamak için neden vesikalık fotoğrafını gönderme gereği duyar, anlayamadım.

deneyimizden çıkacak sonuç ne olsa keşke?

Aslında sadece "suffixe pronominal" hakkında değil, "okunamayanın" topografisine dahil olan herşeyde -ki bunların çoğu birer skandal olarak karşılanıyorlar- karşı tarafın -burada izleyicinin, okurun, bakarın, gözleyenin algı eşiğine kısa devre yaptıran şey hakkında konuşmak gerekiyor. çünkü bizzat bunun sıkıntısı, modernleşme çilemizin de dibinde yatıyor.

Onu Sapı Bunun Çöpü Derken Biz Kaç Kişiyiz?

Aslında tam bir çakışma oldu diyebiliriz. Bugün Hürriyet, sanki çok önemli bir haltmış gibi "Flaş! Flaş! Flaş!" mahreci ile verdiği haber ile, nüfusumuzun 71 Milyon 517 Bin 100 kişi olduğunu duyurdu. Ve işin ilginç tarafı ise -ki bana sorarsanız gerçekten Flaşlık bir haberdir- 71 Milyon küsür kişinin yarısı (ki geçen senelerde de böyleydi).

Yeisle saldıracağım kendime, düşmanı olacağım kendimin!

Bu işler adamı üzer, denebilir. Ama üzülmeye değecek işlerle uğraşmayı da ihmal etmemek gerekir. Her şairin "siktir" dediği bir an vardır, bu anların fazlalaşmaya başladığı başka anlar da. Seriler halinde, geometrik artışın başgösterdiği böyle zamanlarda, biricik kalan şey, yine "yaratma dürtüsüdür." Sırf dürtü de değil bu, inat. Ben, bu site, bu inadın en açık kanıtlarıyız. Fakat...

YÜZYIL-SONU TÜRK ŞAİRİ

Yüzyıl-sonu Türk şairini bir kenara ayırmalıyız. Geçen yüzyılın -yani 20. yüzyıl- terimlerine ve söz dizimine o kadar batmış durumdayız ki, onun geçip gittiğini fark bile edemiyoruz. Daha 92 yıl daha içinde bulunacağımız bu yeni yüzyılı, ister kabul edelim, ister etmeyelim, bir öncekiden ayıran tonlarca farklı yönelim varken, bir şekilde o ayrımı henüz yapamadık.

Yapılabilecek Birşeyler Varsa Yapılmalıdır

Her tür yaşam biçimi, düşünce tarzı tipografik bir dil ile kendine anlatım biçimi oluşturabilir. Ses ile doğrudan ilişkiye sahip yazı, kağıt üzerinde söylenen sözün izidir, bir tonu duruşu ve tavrı vardır. Notalar gibi farklı bir sese, tona, çağrışım ilişkilerine sahiptir. Gündelik hayatımızda aynı sözü fısıldayarak ya da bağırarak söylemek gibi aynı sözü değişik formlarda bir tarz, kişilik ve görsel dil oluşturarak göstermek mümkündür. Her sanatçının ayrı bir görsel dili vardır.

Görsel Şiir Dili

Görsel şiirden hiç anlamadığını iddia eden, reddeden bir okur/bakar bile tam olarak adlandıramasa da bir şiirin kendi keyfini arttırdığını ya da bozduğunu fark edebilir. O halde bu şiir bilinçdışı bile olsa anlaşılmıştır.

Gündelik yaşantımızda, uygar dünyada birçok fikrin enerjilerini çalmış olduğumuz için bunlara tepki göstermiyoruz. Bunları konuşurken kullanıyoruz, başkaları kullandığında da belli bir tepki veriyoruz ancak bunlar üzerimizde özel bir izlenim bırakmıyorlar.

Gerçekten gerçeklik nedir ?

Bizler hiçbir zaman gerçekliği/gerçeği bilemeyiz; bizim sadece gerçeğin/gerçekliğin ne olabileceğine dair belirli görüşlerimiz olabilir. Gerçekliğe dair görüşler, yalnızca belli bir amaç doğrultusundaki işe yararlılıkları ve etkililiklerince belirlenir. Eğer üzerinde ısrar ettiğimiz sistem işliyorsa bu durumda tüm söyleyebileceğimiz sistemin işlediğidir. Sistemin işliyor oluşu, doğru veya gerçek olduğu anlamına gelmez. Bu sadece sistemin çalıştığı/işlediği anlamına gelir.

şair etiketi ile yaftalanmış yazılar beslemesine abone olun.