Gündem Tuhaflıkları etiketi ile yaftalanmış yazılar

siteme monte

Bobiler.örg adresinde feeliyet gösteren naylon şebekeden seçtiğim birkaç birşey. Aslında çok frapan olmaları bir yana, fazla söze de gerek yok. Bunu da kendimize yonttuk ya, o da başka. Şimdi bunlari edebiyat yıllığına da almazlar.

Bir nevi "görsel şiir olacak kadar" güzel bobiler;

Yani güzel kardeşim..

Fazla maddecilik ruhu bozar; tamam. Aşırı deneycilik hayatı anlamsızlaştırır; eyvallah. Her dakika olgulara, nesnelliğe başvuracaksak ayaklı telefon rehberlerinden farkımız kalmaz; elhak doğru.

Fakat kardeşim, hakikaten telefon rehberinden bakılıp doğrusu tespit edilebilecek bir numaranın son hanesi iki miydi üç müydü diye sabahlara kadar tartışan bir insan topluluğu da bu şekilde nereye kadar gidebilir yani? İkiye inananlarla üçe inananlar birbirini imhaya kalkışacağı için sabaha da varamaz mazallah. (Ayrıca muhtemelen doğru rakam da beştir.)

Amerika'da Okuma yazma oranları: Sürpriz sonuçlar!

Her ne kadar Amerikan halkının genel refah seviyesi hakkında filmlerden, dizilerden, şöhretlilerden bildiğimiz bazı şeyler olsa da, gerçek elbette ki böyle değilmiş:

'un haberine göre, Amerika'daki yetişkinlerin %14 kadarı bir makale ya da bir gazete okuyabilecek kadar okuma yazma bilmiyor.

Önümüzdeki günlerde ekonomik krizlerle daha yoğun uğraşacak Amerikalılar için aşağıdaki oranlar da mevcut:

Saymadan yaşamak nasıl olurdu ki?

Brezilya’da yaşayan bir Amazon kabilesi Pirahãlılar’ın lisanlarında, sayısal kavramları ifade eden kelimeler . Sayı saymanın ve sayılarla ilgili kelimelerin, insanın kavramasında temel olduğunu ileri süren dilbilimcilerin, bu varsayımlarını sarsan “saymayan” kabilede, rakamlar yerine, “az”, “biraz” ve “daha fazla” gibi miktarları anlattıkları hói, hòi, ve baágiso kelimeleri kullanılıyormuş.

Farklı Farklı Mona Lisa'lar..

Da Vinci'nin Mona Lisa isimli tablosu, gloria gaynor'un şarkısı (i will survive) gibi en çok "yeniden yapılan" eserlerden biri. Aşağıdaki bağlantılarda, değişik şekillerde yeniden üretilmiş Mona Lisa tabloları bulunabilir.

Hatırlatalım, bu işin mucitleri idi.

Türk Şiir Kamuoyu'nun başka işi yok mu?

"Dağlarca’nın vefatının ardından ‘Yaşayan En Büyük Türk Şairi’ unvanını kimin alacağı konuşulmaya başladı. Biz de yazar, şair, eleştirmen ve kültür sanat editörlerini arayıp bu unvanın yeni sahibini sorduk." diyor .

Dalganın tepesinde..

Milliyet Kitap'ta Necmiye Alpay "" (Ekim 2008) başlığı altında, son 5 yılda şiir konusunda, Alpay'ın deyimi ile "sözsüz şiir" konusunda yapılanları değerlendiren kısa bir yazı yazmış. Şöyle denmiş:

Tehlikeli Alakasızlık: Meraksızlık

Hece'nin 141. sayısı "Tehlikeli Alaka: Edebiyat ve Deneysellik" ayrılmış. "edebiyat ve deneysellik" arasındaki ilişkiye, olumlu yaklaşıyor gibi görünüyor. Her ne kadar bu bir değerlendirme yazısı olmasa da, yine de gözüme çarpan ufak tefek birkaç konuyu ben de hatırlatayım.

Postmodern tabaka

Ülkemiz öyle güzel, öyle bereketli bir yerdir ki, kavramlarla kurumlar arasındaki ilişkiler her an yeniden kurulabilir ve düzenlenebilir. Bu anlamı ile örneğin kategori ya da katman diye birşey yoktur. İktidar, tek bir şeye yarar: "üstünkörü her yargıyı" dillendirebilme lüksünü sağlar. Örneğin ülkemizde, herkes herşey hakkında bilgi sahibidir ve bunun karşısında şaşmaktan öte de yapacak birşeyimiz yoktur.

Kutsal bilgi kaynağı

Enformasyon ile ilişkimizin, dezenformasyon üzerinden belirlendiği, görsel kültürün, 2. Sözlü Kültür bombardıma altında yürüdüğü bir zaman yaşıyoruz. Bilgi edinme yollarımız aşırı bilgiden trafiğinden "tıkanmış" durumda. Şiir ve edebiyatın, kendi bilgilenme yolları ve epistemolojik gelenekleri olduğunu, en azından günün "popüler" kaynaklarından beslenmeyeceğini düşünürdüm, fakat yanılıyorum.

Sayfalar

Gündem Tuhaflıkları etiketi ile yaftalanmış yazılar beslemesine abone olun.