Buradasınız

Görsel şiir: öteki çeşme

Birincil sekmeler

sepp tarafından 19. Nisan 2010 - 10:13 tarihinde gönderildi
Çok iyi!
O kadar iyi değil!

Puanlar: -2

‘yukarı’ dedin

Yasakmeyve'nin Mart-Nisan 2010 sayısında İzmir'de "Sığınak" dergi-fanzinini çıkaran İzmir Sokak Şairleri, Mustafa Köz'le uzun bir söyleşi yapmışlar [Şairin Okuru] bölümü için. Söyleşinin sorularından birisi de şöyle:

Sokak Şairleri: Şiirde son yıllarda tartışılan konulardan biri de görsel şiir. Günümüzün şiirini yazmak, yeniye ve gelişmekte olana şiiri de ekleyebilmek düşüncesiyle, son yıllarda “görsel şiir” adını fazlaca duyuyoruz. [Görsel şiir]in ne olup olmadığını sorgulayanlar, şiir değil belki resim olabilir, diyenler ve bu şiirin, şiirin geldiği son nokta olduğunu söyleyenler var. Bu bağlamda, görsel şiir sizin şiire, hayata ve geleceğe bakışınızda nerede duruyor ve ne denli gerçeklik taşıyor?

[Mustafa Köz]: Anadolu’da [köy]lerde biri köyün meydanında, öteki de girişinde iki çeşme vardır. Hayat, köyün imecesi de sayılan meydandaki çeşmede kotarılır. Ölüm, düğün yemekleri, burada pişirilir; yavuklular burada sözleşir, atlar burada suvarılır, kirler pasaklar burada arınır, bağlar bahçeler buradan sulanır… Öteki çeşme ise köyün girişindeki mezarlığın duvarındadır. Burada sabah ya da akşam bir iki yolcu eğleşirse eğleşir, birkaç kabir ziyaretçisi, birkaç avuç suyu mezarlara serperse serper, birkaç kuş yıkanırsa yıkanır. Öteki ise bu çeşmenin suyu birkaç çorak tarlaya boşa akar durur. Bazı genç şairler, mezarlık kıyılarındaki bu bu çeşmelere benziyorlar. Çeşme çeşme ama suyu boşa akıyor.

Yüzyılların şiir birikiminden onlara kalan, yalnızca bir öykünme mi olamlıydı? Yeniye ve gelişmekte olana ilişkin hiçbir devinimin olduğunu söyleyemem doğrusu. Görsel şiir, somut şiir, yeni bir şey değil ki! Anlamak için Batı şiirini biraz kurcalamak yeterlidir. Resimse kavramsal bir olgu diye bakmak gerekir öyleyse. Onu da ressamlara bırakalım isterseniz. Deneysel diyorsak bir deney bu denli uzun sürebilir mi? Buluş diyorsak bulunan bir şey yeniden yeniden bulunur mu? Dilin gerçeklikten bağımsız, kendi içinde, kendine yeten bir dizgesi olduğunu savlayan yapısalcılığın görsel dünyanın ruhuyla yeniden inşası sayılabilir görsel şiir. Yapısalcılık gibi, gerçeklikle ilişkisi keyfi ve zahiridir. Gösterenleri (şekil, grafik, harf, sayı, resim…) gösterenden (anlam) kopuktur. Çağın istediği de budur. Anlamdan sıyrılmış bir şiir… Olgu değil, bir “durum”dur. Bu yönüyle [postmodernizmin araçları]ndan biri olmaya uygundur. Gerçek şiir ise verili dizgeyi, ilişkileri parçalar ve tersinden sorgular. Diyalektiktir. Şiirimi besleyen, diyalektik karşıtlık ilişkisi ve yapı bozucu yöntemdir. Şiir benim için etli bir meyve gibi gerçektir. Onun özüne ulaşmam için özenli soymam gerektiğini; anlamdan, gerçeklikten koparılan şiirin özünün de kabuğunun da şairi doyurmayacağını biliyorum.