şairin ölümü

Birincil sekmeler

Radikal Kitap’ta bugün Özge Dirik’in “” kitabıyla ilgili bir yazı yazılmış” demek isterdim. Ama diyemiyorum. “Özge Dirik intihar ettiği için ağlayan bir yazı yazılmış” diyebiliyorum ancak. Burada benim meselem yazıyı yazan filan da değil zaten. Bir önemi yok.

Özge Dirik 2004 yazında intihar etti. 26 yaşındaydı. Şiirleri dergilerde yayımlanıyordu ve Kuzeyyıldızı dergisinin kurucularındandı ama henüz bir kitabı yoktu. Artık var ama Özge yok. Bu da değil mesele.

Benim anlamakta güçlük çektiğim şey şu: İntihar nihayetinde bir seçimdir. Yanlışlıkla intihar denilen şeye pek rastlanmaz. Yanlışlıkla ölünür o başka, hastalıktan ölünür, olmadık bir kaza olur, kazadan ölünür. Ama intihar eden birisi (içinde bulunduğu ruh hali ne olursa olsun az çok bir şeyi seçmiştir, planlamıştır, ne yolla öleceğine kadar). Ölümünün ardından sevenleri üzülür, onu tanımayanlar “gencecikmiş, yazık olmuş” derler, onlar da kısa süre üzülürler.

Ama nedir bu yani? Bugünkü yazı da olduğu gibi ahlar vahlar. Yazanın dünyaya söylemek istedikleri için bir atlama tahtası mıdır ölen? Biz yaşarken çok güçlüyüz de onlar zayıf oldukları için mi ölüp giderler? O kadar acınacak halde midir ölen? Kimse elinden tutmamıştır, şiirleri kitaplaşamamıştır, anlayışlı editörlere, güzel yürekli insanlara denk gelmemiş midir? Sonunda da çıkışı ölüm de mi görmüştür? Ve onlar kaybetti de biz kazanıyor muyuz?

Nilgün Marmara, Kaan İnce, Zafer Ekin Karabay, Soysal Ekinci, Sylvia Plath, George Trackl, Nerval, Celan, Yesenin, Coleridge, Mayakovski ve daha… Böyle mi bakıcaz hepsine şimdi?

Bilmiyorum. Benim canım çok sıkılıyor bu tür bakış açılarıyla yazılmış yazıları okuyunca. Bir şair öldü deyip ne şairliğinden ne şiirinden dem vurmadan ona sadece bir ölü muamelesi yapmak ve onu zavallılaştırmak iyi bir şey değil…

Yorumlar

bariscetinkol kullanıcısının resmi

Çok iyi!
O kadar iyi değil!

Puanlar: 0

‘yukarı’ dedin

Onur Caymaz'ın Radikal Kitap'taki, bahsi geçen yazısı

Sayfalar