hangi türkçe

genç kalemler tayfası edebiyat dünyasına 'saf ve temiz türkçe' sloganıyla girmiş ve bu 'türkçe'yi 'istanbul türkçesi' olarak nitelemişlerdir. kemdi dönemlerinde eleştirdikleri 'ağır ve halkın anlamadığı osmanlıca'dır. peki osmanlının başkentinde konuşulan dil nasıl bir dil ola ki? ya osmanlıcayı niteledikleri sözler yersiz ve saçma ya da bi ülkenin başkentinde o ülkenin resmi dilinden apayrı bi dil konuşuluyo. belki meramımı anlatamadım, bilemiyorum ama ihtimal ki o dönemde yapılan büyük bi riyakarlığın alemdarlığını yapıyo edebiyatçılarımız...

Forumlar: 

art poetika

çok klasik değil mi ya 'şiir sanatı'. kim yazı yazmadı ki bu konuda, kimler yazmadı... ulan kim ne anlıyo sanki şiirden. çakma entelektüeller, edebiyatçılar, kendini yazar sanan salaklar... şiir yarışmaları düzenliyorlar vesselam yok vatan konulu, yok sevgi konulu... yani diyor ki sen benim verdiğim konuda şiir yazıcaksın... hadi lan ordan. sen bana emrettikten sonra benim yazdığım şeyin şiirsel bi değeri var mıdır acaba... hem şiir yazmayıp şiir okuyan insanlara da hastayım... başkalarının yaşadıklarını okuyup kendi kendilerine dertleniyolar...

Forumlar: 

cinsellik: edebiyat

antik yapıtlar ve yaşantılardan bir giriş yapacak olursak ileri seviye bir cinselliğin yan ve gizli konu olarak işlendiği kral oidipus efsanesi/mitini ele alabiliriz. rivayet olunur ki oidipus anasını tanımadığı halde ondan çocuk(lar) sahibi olur. ama tiyatro meraklısı yunan halkının bu yapıtta esas ilgilendiği ve yazarın asıl vurguladığı konu oidipus'un babasını öldürmesidir. yani cinsellik ögesi uzun betimlemelerle okuru/izleyiciyi bir takım heyecanlara sürükleyen cinsten değil üzerinde bile durulmayan bir konudur.

Forumlar: 

milli şiir olur mu?

şiir yerelden evrensele ulaşır diye düşünür çoğu aydınımız ama ben öyle düşünmüyorum. bence şiir şairler ailesinin ürünüdür ve şair rus, fransız, ingiliz, türk... değil şair dünyalıdır, şair insandır...hem bir fransızın çocuğunu kaybetmesindeki acı veya bir almanın sevgilisinden ayrıldığı anda hissettiği burukluk neden başka bir uyruğa mensup başka bir insanda değişsin? bu bana şunu anımsatır: duygular sanat dalları gibi dünyanın her yerinde ortak olan evrensel soyutluklardır.

Forumlar: 

Adhokrasi

2012 sonbahar-kış döneminde yapılan (Birinci) İstanbul Tasarım Bienali'nin e-dergisinden bir alıntı...

Adhokrasi Mimarlığı Üzerine Bir Mersiye

İstanbul Sokaklarında Eyleme Dökülecek Özgür Tasarımlar

Sevgili yurttaşlar,

Kaçak Şiir Tarihi'ne İhtiyaç Var

20. Mart 2016 - 12:30 - Serkan Işın

Sanat, yazın gibi alanlarda, "yeni" ve "moda" ifadelerin birbirlerinin yerine kullanılmaya başlandığı -bu kelimeler arasına "pop" rahatlıkla eklenebilir, fakat cila niyetine bile yapının dibindeki kararlı ve sabit içeriğe nüfuz edemediği, onu değiştirmediği bir süreçteyiz. Neden bu kadar etkisiz şiir?

Tablet&Pen

Reza Aslan, Kaliforniya Üniversitesi'nde yaratıcı yazarlık dersleri veren bir akamisyenmiş. 2005 yılında çıkan ilk kitabı No god but God on üç dile çevrilmiş. Aslan, İran asıllı bir Amerikalı ve bu yıl Tablet&Pen isimli - kendi tanımlamalarından hareketle - bir Ortadoğu Edebiyat Antolojisi'ni yayına hazırlamış, antoloji üzerine yapılan söyleşide şiir, Ortadoğu, siyaset hakkında soruları, soranın "amazing, gorgeous" nidalarına sebep olacak şekilde cevaplamış.

eski bir reklam şiiri

KOŞUN, KOŞUN, ZAMANI, ZAMANI

KOŞUN, KOŞUN, ZAMANI, ZAMANI

ÇOKTAN GELDİ ZAMANI!

NE YAPMALI? İŞTE ASIL SORU BU

NE YAPMALI? İŞTE ASIL SORU BU

NE YAPACAKLAR ACABA?

NE YAPACAKLAR ACABA?

BAKIN NASIL DÜŞÜRMÜŞLER FİYATLARI

AŞAĞI

AŞAĞI

ÇOK ÇOK AŞAĞI!

(R.H. Macy / R. Hendrickson'un Macy's Gimbels'a söylüyor mu? Vitrin Sergilemeleri, Mankenler, Geçitler, Noel Babalar, Ren Geyikleri ve Gelmiş Geçmiş Her Türlü Tanıtım başlıklı yazısının girişi [Cogito 5])

Biçimci biçimciliğimize kurban giden içerik

20. Mart 2016 - 11:51 - zcb

Biçim, biçim! diye diye kafamızı kafamızı bozan kişilere karşı şunu demek isterdik. Biçim, sizin kullandığınız dil içinde, kastettiğiniz şeyin dışında bir de "ekin kaldırma zamanı" olarak anlam bulmuş. Eğer bunu araştırma zahmetine katlansaydınız, muhtemelen "form" kelimesinin kafanızda, zihninizde, muhayyilenizin dar sokaklarında düştüğü halin ne kadar içler acısı olduğunu sezebilirdiniz.

Ahmet Oktay söyleşisi üzerine

Mühür dergisinin mart-nisan 2010 tarihli sayısındaki Metin Erol'un [w:Ahmet Oktay]'la yaptığı "Zahmet olacak ama bu soruların cevabını bizim için yeniler misiniz?" ilk sorusuyla başlayan söyleşiden 1 soru 1 cevap: